Ay Düğümleri İkizler - Yay Eksenine Giriyor

Ay Düğümleri İkizler Yay Ekseninde
Efe Erten

 

Ay Düğümleri 5 Mayıs 2020’de İkizler-Yay burçlarına geçecek. 18 Ocak 2022’de Boğa-Akrep eksenine girene kadar bu burçlarda seyredecek.

 

Ay Düğümleri Nedir?

 

 

Ay Düğümleri, Dünya’nın Güneş etrafında izlediği yol olan Ekliptik ile Ay’ın Dünya etrafında izlediği yolun kesiştiği noktalardır. Bu noktalarda Güneş ve Ay kavuştuğunda ya da karşıt açı yaptığında Güneş ve Ay Tutulmaları meydana gelir. Güneş ve Ay’ın ışıklarının söndüğü ve yok oldukları bu dehşet verici anlarda gökyüzündeki bir Ejderhanın ışıkları yediği düşünüldüğünden, Güney Ay Düğümüne Ejderhanın Kuyruğu (Cauda Draconis), Kuzey Ay Düğümüne de Ejderhanın Başı (Caput Draconis) denmiştir.

 

Ay Düğümlerinin Döngüsü

 

 

Ay Düğümleri her zaman geri gider. Daha kesin söyleyecek olursak, Ortalama Ay Düğümleri her zaman geri gider; Gerçek Ay düğümleri bir ileri gider, bir durur, bir geri gider; ama genel istikameti geri yöndedir. Ay düğümleri bir tam döngüsünü 18 buçuk ilâ 19 yılda tamamlar. Ay Düğümleri bir burçta 19 ay kalır. Görüldüğü üzere 19 sayısı Ay Düğümlerini anlamlandırmakta önemlidir.

 

 

Ay Düğümlerinin Anlamı

 

 

Ay Düğümleri ekseni, hayat yolculuğumuzun amacını gösterir. Güney Ay Düğünü bu hayata giriş yaptığımız yerdir; Kuzey Ay Düğümü ise bu hayatı tamamlamadan önce kazanmamız gereken özellikleri gösterir.

 

 

Güney Ay Düğümü bu dünyaya giriş yaptığımız kapıdır. Geçmişimizi gösterir. Her anlamda geçmiştir:

 

  • Biyolojik: Genetik kodumuz. Kalıtsal özelliklerimiz

  • Psikolojik: Çocukluğumuzdan gelen deneyimler

  • Karmik: Önceki hayatımızdan getirdiğimiz bilgiler ve borçlar

  • Dini: Allah’ın bedenimize üflediği nefesteki, Ruhumuzdaki bilgiler

 

 

Güney Ay Düğümünün bulunduğu burç ve ev, zaten sahip olduğumuz, bildiğimiz ve aşina olduğumuz özellikleri gösterir. Kuzey Ay Düğümü ise henüz sahip olmadığımız, ve çeşitli imtihanlardan geçerek bu yaşam planı boyunca edinmemiz gereken özellikleri gösterir. Ruhumuz bu dünyaya gelmeden önce bu hayatta yaşayacağımız deneyimleri görmüş ve “evet, bende eksik olan nitelikleri kazanmam için tam da böyle bir hayat yaşamam lazım” diyerek bu yaşam planını seçmiştir. Yani bu hayattaki tüm zorluklar, olumsuz tecrübeler, sıkıntılar, çileler ve acılar, bizzat kendi ruhumuzun kendi gelişimimiz için elzem gördüğü deneyimlerdir. Ancak bu acıların içinde yanarak ruhumuz arınabilir, saflaşabilir ve kendinde olmayan özellikleri kendine katabilir. Kuzey Ay Düğümüne gitmek bu sebeple zorlayıcı bir yolculuktur. Bu, ruhumuzun aşina olmadığı, daha önce hiç görmediği yabancı ve korkutucu bir dünyaya gitmektir. Ancak Güney Ay Düğümündeki konfor bölgemizi terk ettiğimizde ve Kuzey Ay Düğümünün ev ve burcunun gösterdiği yaşam alanı ve sürecindeki yepyeni, yabancı, korkutucu deneyimlere yelken açmaya cesaret ettiğimizde gelişebiliriz. Saflaşabiliriz. Arınabilirz. Ve Yüce Yaratıcı tarafından bize verilen temel görevimiz olan, “ruhumuzun potansiyelini en mükemmel haline getirebiliriz.”

 

 

Güney Ay Düğümü genelde daha kötücül, Kuzey Ay Düğümü ise daha iyicil düşünülse de aslında anlamları iyi-kötü zıtlığından çok daha derindir. Güney Ay Düğümü, aslında bizde en gelişmiş hali, şahikası bulunan becerilerimiz olsa da; bu yeteneklerimiz hakkında hep şüpheye düşeriz. Bu özellikleri daha önceki hayatlarımızda zaten en iyi şekilde başarılı şekilde geliştirmişizdir. Artık bu yaşam planında bunların daha fazla üzerinde durmaya gerek yoktur. Ancak her kriz anında, kendimizi güvende hissettiğimiz “konfor bölgesi” olan bu burç ve eve rücu ederiz. Bu bir gerilemedir. Aslında en iyisine sahip olduğumuz bu özellikler, hâlâ “bizde yeteri kadar yokmuş” gibi hissederiz. Bunları daha da geliştirmeye çalışırız. Halbuki yaptığımız sadece güvenli çöplüğümüzde vakit geçirmektir. Bu, zaten çok iyi bildiğimize emin olduğumuz bir alanda oyalanmaktan, zaman kaybetmek başka bir şey değildir. Aslında yaptığımız şey sadece, yabancı, yeni, korkutucu bir alana (Kuzey Ay Düğümü) gitmekten kaçmaktır.

 

 

Yaşam amacımız, Kuzey Ay Düğümünün bulunduğu burca ve eve gitmektir. Bunu Güney Ay Düğümünün bulunduğu burç ve evin özelliklerini kullanarak yapmamız gerekir.

 

 

 

Bernadette Brady, Kuzey Ay Düğümününü “hayat amacına giden yolda iz bırakacak kadersel yeni insanlar, yeni gruplar, yeni arkadaşlar ve yeni şeyler” olarak açıklamıştır. Güney Ay Düğümü ise “karmik ve kadersel olarak geçmişten getirdiğimiz, aile tarihimizle ilgili eskiden bugüne gelen” kişi ve olayları gösterir. Güney Ay Düğümü “daha önceden tanıyormuş” gibi hissettiğimiz ve muhtemelen önceki hayatlarımızdan tanıdığımız “ruh”ları gösterir. 

 

 

Ay Düğümleri İkizler - Yay Ekseninde

 

 

2020 Mayıs’tan 2022 Ocak’a kadar Ay Düğümleri İkizler-Yay ekseninde kalacak. Bu tarihler arasında düğümler, 4 Güneş Tutulması ve 5 Ay Tutulması meydana getirecekler:

 

 

  • 5 Haziran 2020 Ay Tutulması (15° Yay)

  • 21 Haziran 2020 Güneş Tutulması (0° Yengeç)

  • 5 Temmuz 2020 Ay Tutulması (13° Oğlak)

 

  • 30 Kasım 2020 Ay Tutulması (8° İkizler)

  • 14 Aralık 2020 Güneş Tutulması (23° Yay)

 

  • 26 Mayıs 2021 Ay Tutulması (5° Yay)

  • 10 Haziran 2021 Güneş Tutulması (19° İkizler)

 

  • 19 Kasım 2021 Ay Tutulması (27° Boğa)

  • 4 Aralık 2021 Güneş Tutulması (12° Yay)

 

 

 

 

 

İkizler-Yay ekseninin anlamına geçmeden önce, ilk belirtmek gereken şey şu ki Tutulmalar ve Düğümler İkizler ve Yay burçlarının tüm derecelerini tarayacağı için Doğum Haritasında İkizler ve Yay burçlarında gezegenleri ve hassas noktaları olan kişiler, kurumlar ve ülkeler 2020 Mayıs – 2022 Ocak arasında çok ciddi ve kadersel dönüşümlerden geçecek.

 

 

Kuzey Ay Düğümü İkizlere, Güney Ay Düğümü Yaya yerleştiğinde, aşina olunan şey önyargılı inançlardır. Katı ve değişmez bir bakış açısı olabilir. Kişi kendinin “zaten bildiğini” düşünür. Doğruyu bildiğini düşünür. Ve bu “Tek Doğru’dur.” Adeta Allah tarafından verilmiş, Peygamber tarafından verilmiş tek hakikate sahip olduğunu düşünür. Bu kadar kutsal kökenli bir bilgi olduğu için de bu bir dogmadır. Mutlak doğrudur. Asla aksi ihtimaller düşünülmez. Kişi bu dogma ile herkesi ve her şeyi yargılar. Kişinin illa inançlı olması gerekmez ve bu bilgi de dini temelli olmak zorunda değildir. Kişi “doğru yaşam nasıl yaşanır” hususunda çok katı kanaatlere sahip olabilir. Bu çok kesin bir yaşam felsefesi, çok katı etik kurallar, prensipler, kanılar ve kanaatler olabilir. Kişi bu ideolojisine körü körüne bağlıdır. Adeta o konuda bir “yobazdır.” Zaten doğruya hâkim olduğu için yeni şeyleri merak etmez. Dinlemez. Soru sormaz. Sadece kendindeki katı bilgiyle herkese yargı dağıtır.

 

 

Güney Ay Düğümü Yay’dan geçerken, sınıf bilinciyle kendini üstün görmek riski vardır. Bu belli bir zümreye mensup olmaktan, belli akademik çevrelere dâhil olmaktan veya belli bir dini, felsefi seçkinler arasında yer almaktan dolayı olabilir. Sanki “tek doğru” sadece bu zümrelerde saklıymış gibi düşünülür. Sadece bu zümrelerin anlayacağı, jargonla yüklü, anlaşılmaz, karmaşık ve üst-perdeden cümleler kurulur. Belki gerçekten yüksek bir bilgiye sahip olunsa bile bu kısa, net, öz, basit ve halk dilinde insanlığa aktarılamaz. Akademik fanuslarda oturup, dünya hakkında ahkâm kesilir. Fildişi kulesinden hiç hayatı deneyimlemeden ve enginleşmeden, “zaten biliyorum” diyerek dünyaya yargı dağıtılır. Hep uzaklardaki, yukarıdaki, yüksek bilgi ile uğraşırken, evrenin hakikatini bulmaya çalışırken, kendindeki bilgiyi insanlığa aktaramaz.

 

 

Güney Ay Düğümü Yay’dayken kişi hep haklı olduğunu düşünebilir. Kendi prensiplerine, doğrusuna, kanaatlerine, fikirlerine, hükümlerine, inancına ve görüşüne fanatikçe sarılabilir. Hiç bilgi toplamadan, verileri incelemeden, sadece kanılarıyla karar verebilir. Farklı görüşlere ve inançlara direnir. Kişisel dünya görüşünü asla değiştirmez. Aşırı önyargılı davranır.  Kendini yargıç gibi görür. Herkese hukuk dağıtır. Yargı dağıtır. Geh geh gerinir. Diğer insanların durumlarını kavramadan, anlayışsızca ve patavatsızca yorumlarda bulunur. Akıl verir. Hep büyük laflarla “vaaz” verir. Ancak bu kendi verdiği vaaza kendi uymayan bir vaizin durumudur.

 

 

Güney Ay Düğümü Yay burcundayken, kişi “büyük resme” odaklanır. Ama burnunun ucundakini kaçırır. Geleceğe odaklı yaşar. Şimdiki zamanı kaçırır.

 

 

Evren, evrenin işleyişi, evrenin anlamı ile çok fazla meşgul olunabilir. Meta seviyede felsefelerle uğraşılır. Din nedir? Allah insanlığı neden yarattı? Hayatın anlamı nedir? Doğru yaşam nasıl yaşanır? Hukuk nedir? Adalet nedir? Doğru yasalar nedir? Doğru prensipler nedir? Gibi çok genel, yüksek seviyede, büyük resimle ilgili kavramlarla meşgul olmak, insanın şu an, bugün burada olup bitenlerle bağlantı kurmasını, burada bilgi toplamasını ve buradakilerle iletişim kurabilmesini engeller.

 

 

Hajo Banzhaf ve Anna Haebler’i alıntılayacak olursak, Güney Ay Düğümü Yay’dayken insan “her şeyi bilir edası” takınabilir. “Küstah bir yanılmazlık inancına” sahip olabilir. Bu entelektüel kibir yüzünden insan kendi gerçeğe ulaşamaz. Bilgi yolunu tıkar. Kendiyle ilgili zayıflıkları göremez. Gözünün önündeki gerçeği göremez. Hemen etrafındaki koşulların nasıl değiştiğini göremez. O “hep haklıdır.” Bu sebeple kaybeder.

 

Güney Ay Düğümü Yay’dayken:

  • İnsan doğruyu zaten bildiğini zanneder. Bu sebeple kaybeder.

  • İnsan hep haklıdır. Bu sebeple kaybeder.

  • İnançlarına fanatikçe sarılır. Bu sebeple kaybeder.

  • İdeolojisine körü körüne bağlanır. Bu sebeple kaybeder.

  • Hayatın nasıl yaşanması gerektiğine dair kurallar koyar. Bu sebeple kaybeder.

  • Katı prensiplerle hayata bakar. Bu sebeple kaybeder.

  • Fildişi kulesinden, gerçek hayattan kopuk prensipler koyar. Bu sebeple kaybeder.

  • Kendisi için bile geçerli olmayan katı prensiplerle dünyayı yargılar. Bu sebeple kaybeder.

  • Hayattan kopuk bir şekilde herkese karşı hoşgörüsüz katı prensiplerle yaklaşır. Bu sebeple kaybeder.

  • Önyargılıdır. Bu sebeple kaybeder.

  • Sınıf bilinciyle, asil bir tavırla hayata katılmayı reddeder. Günlük hayattan kopar. Bu sebeple kaybeder.

  • Hayatın gerçekliğinden, uygulamadan kopuk ahkâm keser. Bu sebeple kaybeder.

  • Ego büyür. Böbürlenir, kibirlenir. Bu sebeple kaybeder.

  • Lütfeden bir tavır takınır. Bu sebeple kaybeder.

  • Üst sınıflara çıkar, halka tepeden bakar, halkla bağını koparır. Bu sebeple kaybeder.

 

 

 

 

Kuzey Ay Düğümü İkizler’e girdiğinde yapılması gereken,              “ben bilmiyorum” diyebilmek gerekir! Öğrenmek cehaletin kabulüyle başlar. Bu Sokratesçi bir erdemdir: “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir.” Bilmediğini kabul eden insan, bilmediği şeyi öğrenmek için merak duyabilir. Bu çok canlı bir meraktır. Kitaplar, ansiklopediler, kütüphaneler taranır. Konuyu bilen deneyimli kişilerle röportajlar ayarlanır. Haberi almak için haberin kaynağına uzaklara gidilir. Bu bilgiye sahip kişileri bulmak için insanlarla bağlantı kurulur, network oluşturulur. Kurslara gidilir, atölyelere, seminerlere, konferanslara katılınır. Neticede çok geniş bir bilgi yelpazesi taranıp, merak edinilen bilgi edinilir. Kuzey Ay Düğümü İkizler’e geçtiğinde, yapılacak en önemli şey “sağlıklı merak geliştirmektir!”

 

 

Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken, soru sormak gerekir. Karşıdakini gerçekten dinlemek gerekir. Onun dediklerini duymak, anlamak, beyinde işlemden geçirmek ve rasyonel akılla algılamak gerekir. Bu şekilde diğer insanın gerçekten ne dediği anlaşılır. Diğer insandan bilgi akışına izin verilmiş olur. Canlı ve cevap veren bir diyalog sayesinde fikir alışverişine imkân tanınır. Bu sayede sağlıklı bir iletişim kurulmuş olur. İki insan arasında hızlı ve anlamlı bir şekilde veri aktarımı sağlanır. Bilgi paylaşılır. Bilgi yolculuk yapar. Birbirini dinleyen ve anlayan iki insan arasında mantık temelli bir bağlantı kurulmuş olur.

 

 

Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken öğrenecek çok şey vardır! Akacak çok bilgi vardır! Bunun için gözü açmak gerekir. Dikkat etmek gerekir. Kulağı da açmak ve dinlemek şarttır. Bu bilgiler sadece ilkokul bilgisi, kurs bilgisi veya kitap bilgisi değildir. Dünya değişmektedir. Çok hızlı değişmektedir. Bu değişime ayak uydurmak için öncelikle “ben her şeyi biliyorum” dememek; değişen dünyada bilmediğim şeyler olduğunu kabul etmek ve ancak bunları öğrenirsem zamanın imtihanından geçebileceğimi idrak etmek gerekir. Hava değişiyor. Havayı koklamak gerek. Enformasyona açık olmak gerek. Bu değişimi iyi okumak, rasyonel akılla analiz etmek gerek. Veri toplamak gerek. Tarafsız bakmak gerek. Yeni bilgiye açık olmak gerek.

 

 

Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken, bilgi toplamak (İkizler) için maceraya atılınır (Yay). Sorgulayarak, düşünerek, çok kişiyle iletişim kurarak, canlı diyaloga girerek, veri akışına izin vererek (İkizler) bir kanı oluşturur (Yay), bir kanaat oluşturur (Yay) ve daha açık fikirli ve hoşgörülü bir yaşam felsefesi (Yay) oluşturulur. Tarafsız bakarak (İkizler) prensipler, kurallar ve yargılar (Yay) tekrar gözden geçirilir.

 

 

Dağın tepesinden (Yay) aşağıya insanların yanına (İkizler) inmek gerekir. Dağın tepesindeki bir tapınaktaki yalnız keşiş (Yay) artık insan (İkizler) olduğunu hatırlamalı ve şehirdeki çarşı/pazarda insanlarla iletişim (İkizler) kurmalıdır. Ya da akademik fanusun içindeki, kampüsten çıkmayan ve sadece kendi uzmanlaştığı bilim dalındaki jargonla anlaşılmaz cümleler kuran akademisyen (Yay), halkın anlayacağı bir lisanla (İkizler) kendindeki bu yüksek bilgiyi (Yay) kamunun erişebileceği bir hale getirmelidir.  Efkâr-ı Ulemâ (Yay), efkârıumumiye (İkizler) içine girebilmelidir. Yani âlimlerin, Hocaların, bilim adamlarının bilgisi (Yay), kamuoyuna (İkizler) sirayet edebilmelidir. Şimdi Ulemâdan (Yay), umuma (İkizler) geçmek zamanı. Şimdi âlimden (Yay) ammeye (İkizler) geçmek zamanı. Akademik bilgi (Yay) halka (İkizler) geçmeli. Yüksek bilginin (Yay) iletişimi (İkizler) kurulmalı. İlim (Yay) muhâvere (İkizler) ile aktarılmalı, yani yüksek bilgi karşılıklı konuşma ile paylaşılmalı.

 

 

 

 

 

Güney Ay Düğümünün yöntemleri kullanılarak Kuzey Ay Düğümüne gitmek gerekir. Öğrenmek için en iyi yol bakış açısını genişletmektir, farklı yerlere gitmektir, farklı kültürleri görmektir. Zaten sahip olunan maceraya atılma isteğiyle ve tecrübe etme, deneyimleme tutkusuyla insan çok önemli bilgiler edinir, çok farklı kişilerle tanışır, yepyeni bağlantılar kurar ve tarafsızca algılar. İyimser ve neşeli bir coşkuyla çok sayıda bilgi kaynağına erişilir, buralardan veri toplanır.

 

 

Güney Ay Düğümü Yay’da açılmış kapıdan Kuzey Ay Düğümü İkizler’de yeni açılan kapıya doğru esen rüzgâr bir kurander yaptığında, yola çıkılır! Yolda yeni insanlarla tanışılır. Bu bir Hac yolculuğu gibidir. Hacca giderken, yoldaki her kervan sarayda durulur. Bu kervan saraylara tüccarlar gelir, çingeneler gelir, nakliyatçılar gelir, elçiler gelir, fahişeler gelir, hırsızlar gelir, din adamları gelir, diğer Hacılar gelir, meczuplar gelir, feylesoflar gelir… Bunların hepsinin birbirinden farklı hayat görüşleri vardır, farklı inançları vardır, farklı doğruları vardır. Çok farklı gelenekleri, adetleri ve yaşam tarzları vardır. Bir şeyleri yapma biçimleri başkadır. Kültürleri, alışkanlıkları başkadır. Şimdi insan “karşı çıkılamaz doğru” olarak gördüğü kendi doğrusunu bu insanlarınkiyle temas ettirmelidir. Diyaloga girmelidir. Onlara sorular sormalıdır. Onları dinlemelidir. Gerçekten saf merakla ve tarafsızlıkla dinlemelidir. Böylece kendi doğrusu, kendi tezi; onların doğrularıyla, onların antiteziyle çarpışır. Buradan yeni bir sentez doğar. Bu insanın hayat tecrübesiyle eriştiği bir sentezdir. Bu yaşanmışlıkla, hayat bilgisiyle erişilmiş bir sentezdir. Bu sentez insanın kendine ait yaşam felsefesidir. Yaşam deneyimiyle ortaya çıkan, hoşgörülü, anlayışlı, açık fikirli bir yaşam felsefesidir.

 

 

Kuzey Ay Düğümü İkizlerdeyken hayatın içine katılmak, maceraya atılmak, tecrübe etmek ve yola çıkmakla bilgi toplar, kendi doğrumuzu tekrar göden geçiririz. Daha çoğulcu, göreceli, sorgulanmış ve tarafsız bir felsefeye erişiriz. İnancımızı sorgularız ve yeni bir inanç oluştururuz. Değerlerimizi tekrar gözden geçiririz ve yeni değerler oluştururuz. Yaşam felsefemiz, prensiplerimiz, kanaatlerimiz, görüşlerimiz tarafsız bilgi ışığında tekrar şekillenir. Daha tarafsız, objektif, akılcı, rasyonel ve bilgi ışığında bir değer sistemi kurarız.

 

 

 

Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken, “büyük tek bir resmin” değil, ikiye bölünmüşlüğün zamanıdır. İkiye ayırmak gerekir. Düalite doğar. İsneyniyyet başlar. İkilik doğar. İki olmak başlar. Müstakil olarak iki varlık kabul edilmeye başlanır. Bu fark ve tefrikanın zamanıdır. Allah ve kul ayırt edilir. Hak ve halk birbirinden ayırt edilir duruma gelir.  Mahlûkatın varlığı dikkate alınır. Hak ve kâinat şeklinde birbirinden her bakımdan ayrı iki varlık algılanır. Mâsivâ, yani Allah’ın zâtı dışındaki bütün varlıklar müstakil bir varlık olarak algılanır.

 

 

Şimdi siyah ve beyaz, Doğu ve Batı, kadın ve erkek gibi rasyonel aklın inşa ettiği kavram yanılsamalarına başvurmaya mecburuz. Analiz için bu tefrika eylemine mecburuz. İnsan aklı ancak büyük bir bütünü küçük parçalarına ayrıştırarak anlayabilmektedir ve bu sadece ikili kutupsallık ile mümkündür. Zihinsel süreçlerin temelinde, günün sonunda her şeyi bir sayı doğrusunda iki kutup olarak görme eğilimi var. Buradan rasyonel akıl, mantık zincirleri, matematiksel ispat, lojik, analiz gibi ilimler doğmaktadır. Şimdi Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken, bir şeyi meydana getiren üniteleri tek tek ayrıştırmak, bunları incelemek, “sıfır ve bir”, ya da “artı ve eksi” düzleminde bu unsurları ikili kutupsallık çerçevesinde incelemek ve aralarında mantık zincirleri kurmak zamanı. Kısacası, tüm konulara rasyonel akıl ile ve mantık ile bakmak zamanı. Mantığın katı, kuru, net ve öz imtihanından geçen, sınanmış bilgileri kabul etmek zamanı. Şimdi her şey “iki kere iki dört eder” kadar basit. “Üçgenin iç açıları toplamı 180’dir” kadar net, mantıklı ve kurallı.

 

Ancak hikaye burada bitmiyor. “İki kere iki dört eder” ve “üçgenin iç açıları toplamı 180’dir” cümleleri mantık sınavından geçebildikleri kadar doğrudur. Bunları Allah kelamı yapmamak gerekir. Bunlar değiştirilemez mutlak doğrular değildir. Bilimin doğası gereği, yeni bilgiler, gözlemler ve veriler ışığında bunlar bile sorgulanmalıdır. Yeni gözlemler ve bunlar ışığında geliştirilecek yeni teoriler, eski bilgiyi çöpe atmamıza sebep olabilir. Yeni bilgi yepyeni ve devrimcidir. Yeni bilgi artık yeni gözlemi açıklayabilendir. Yeni gözlemi açıklayamayan eski bilgi geçerliliğini kaybetmiştir. Bu sebeple Kuhn’un dediği gibi bilim kümülatif değil devrimseldir. Eski teoriler, hipotezler asla dogmalaştırılmamalıdır. Bugün tekrar gözlemle, akıl ile, mantık ile, yeni veriler ışığında test edilip, çürütülmeye veya geliştirilmeye; değiştirilmeye açık olmalıdır. Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken bu yazanlar kelimenin tam anlamıyla bilim dünyasında yaşanabileceği gibi, bir insanın psikolojik süreçlerinde kafasındaki bir düşünce modeli, bir bakış açısı, bir davranış şeması veya doğru var saydığı bir bilgi için de eşit oranda geçerlidir. Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken tüm bu bilgiler imtihandan geçer ve gerekliyse çürütülür, devrim yapılır.

 

 

Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken:

  • Merak eden kazanır.

  • Yeni bilgilere açık olan kazanır.

  • Etraftaki tüm haberleri dikkate alan kazanır.

  • Dünya değişiyor, bu değişimin haberini alan kazanır.

  • Bu değişime göre adapte olabilen kazanır.

  • Dünyanın değiştiği bilgisini işleyebilen kazanır.

  • Enformasyona açık olan kazanır.

  • Gelen bilgileri tarafsızca alabilen kazanır.

  • Bilgi ışığında esneyebilen kazanır.

  • Soru sorarak bilginin gelmesini sağlayan kazanır.

  • Dinleyerek bilgiye saygı gösteren kazanır.

  • Dinleyerek bilgiyi kabul eden kazanır.

  • Öğrenmek isteyen kazanır.

  • İnsanlarla tanışan, bağlantı kuran kazanır.

  • Bu insanlardan çok kıymetli veri akar.

  • Datayı işleyebilen kazanır.

  • Dataya hâkim olan kazanır.

  • Doğru iletişim kurabilen kazanır.

  • Rasyonel akıldan ve mantıktan şaşmayan kazanır.

  • Sorgulayabilen kazanır.

  • Şüphe duyabilen kazanır.

  • Eleştirebilen kazanır.

  • Bu sorgulama sonucu en kutsal dogmayı bile çürütebilen kazanır.

  • Halka inebilen kazanır.

  • Halkı anlayan kazanır.

  • Halktan bilginin akmasına izin veren kazanır.

  • Halkla basit ve anlaşılır iletişim kuran kazanır.

 

 

 

 

Ay Düğümleri İkizler – Yay ekseninde (Dünyasal Astroloji)

 

 

Ay Düğümleri İkizler – Yay eksenindeyken vurgulanan konulardan birisi bilgidir. Kuzey Ay Düğümü İkizler’e geçtiğinde çok önemli yeni bilgiler öğrenilir. İkizler psikolojik sürecinin ifade ettiği “sağlıklı merak geliştirmek, bilgi toplamak ve öğrenmek” eylemlerinin kolektif ölçekteki en yüce tezahürü bilimdir. Bu sebeple Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken çok önemli bilimsel icatlarda bulunulmasını, bilimde ilerleme kat edilmesini ve önemli keşifler yapılmasını bekliyoruz. Gerçekten de daha önce Kuzey Ay Düğümünün İkizler’e geldiği 1908-9, 1927-28, 1946-47, 1965-66, 1984 ve 2003 yıllarına baktığımızda, çok önemli bilimler gelişmelerin yaşandığını görüyoruz. Dünyayı değiştiren bilimsel teorilerin geliştirildiğini, önemli patentlerin alındığını, icatların yapıldığını, havacılıkta ilkler yaşandığını, makro ölçekte dünyanın en kuzey-güney enlemlerine ve hatta uzaya doğru enginleşildiğini, mikro ölçekte ise insan genetiğinin deşifre edildiğini görmekteyiz.

 

 

Şimdi tek tek Kuzey Ay Düğümünün İkizler’de olduğu yıllara ve bu yıllarda yaşana bilimsel gelişmelere bakalım:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1908:

  • Henry Ford’un ilk Ford Model T’si üretildi ve piyasaya sürüldü. (27 Eylül – 1 Ekim 1908)

  • Albert Einstein ışığın kuantum teorisini sundu. (14 Kasım 1908)

 

1909:

  • Ernest Shackleton, İngiliz Nimrod Keşif ekibinin bir parçası olarak, en Güney enlemine gitme rekorunu kırdı. 88°23' Güney enlemine gitti. (9 Ocak 1909)

  • Amerikan kâşif Robert Peary’nin Kuzey Kutbunu 5 ay önce keşfettiği duyuldu. (6 Eylül 1909)

  • Eugene Lefebvre, uçakta ölen ilk pilot oldu. Juvisy’de Fransız yapımı Wright çift kanatlı uçağını denemekteydi. (7 Eylül 1909)

  • Dünyanın ilk sentetik kauçuk patenti Alman kimyager Fritz Hofmann’a verildi (12 Eylül 1909)

  • Mucit Leo Baekeland ilk ısı ile sertleşen plastik materyalinin patentini aldı. Plastik endüstrisinin kıvılcımını attı. (7 Aralık 1909)

 

1927:

  • Havacı Charles Lindbergh, New York’tan Paris’e, ilk defa Atlantik Okyanusunu uçakla geçti. (20-21 Mayıs 1927)

  • Henry Ford son ve 15 milyonuncu Ford Model T’yi üretti. (26 Mayıs 1927)

 

1928:

  • Paleo-antropolog Davidson Black Çin’de Zhoukoudian’da insan fosili buldu. Bunun yeni bir tür olduğunu ilan etti. Bu türe 'Sinanthropus pekinensis' ismini verdi. Şimdi bu türün adı “Homo erektus”tur. (3 Şubat 1928)

  • Amerikalı Havacı Amelia Earhart Atlantik Okyanusunu uçan ilk kadın pilot oldu. (18 Haziran 1928)

  • İskoç bakteriyolog Alexander Fleming penisilini keşfetti. (15 Eylül 1928)

 

1946:

  • Uzaya erişen ilk Amerikan roketi (WAC Corporal) fırlatıldı. (22 Mayıs 1946)

1947:

  • İddia edilen ve tartışılan Roswell UFO Olayı yaşandı. (7 Temmuz 1947)

 

1965:

  • Kozmonot Alexey Leonov, uzay aracı Voskhod 2’den 12 dakikalığına dışarı çıkarak uzayda yürüyen ilk insan oldu. (18 Mart 1965)

  • ABD Yüksek Mahkemesi evli çiftlerin doğum kontrolü kullanmasını yasallaştırdı. (7 Haziran 1965)

1966:

  • Ay’a ilk uzay aracı yumuşak inişi, Soviet Luna 9 tarafından gerçekleştirildi. (3 Şubat 1966)

1984:

  • Apple kişisel bilgisayar kullanımında devrim yaratan Macintosh bilgisayarını tanıttı. (24 Ocak 1984)

  • AIDS virüsü ilk defa tespit edildi, ismi HTLV-III olarak belirlendi. (23 Nisan 1984)

 

2003:

  • The Nature dergisi İtalya’da 350000 yıllık dik yürüyen insan ayak izinin bulunduğunu bildirdi. (13 Mart 2003)

  • İnsan Genomu Projesi tamamlandı. İnsan gen haritasının %99’u, %99.99’luk kesinlikle dizildi. (14  Nisan 2003)

 

 

Bu bilgiler Kuzey Ay Düğümü İkizler’e geldiğinde çok önemli bilimsel gelişmeler yaşandığını doğrulamaktadır. İlk olarak dünyanın henüz ayak basılmamış Kuzey ve Güney enlemlerinin keşfedilmesi Yay’ın uzak ufuklara açılma, yayılma ve enginleşme özelliğinin İkizler’in bilim, ulaşım ve teknoloji donatısıyla birleştiğinde gerçekten de dünyanın bilinen sınırlarını genişlettiğini göstermektedir. Böylece henüz gidilmemiş uzak yerlere (Yay) ilk defa bilimle (İkizler) gidilebilmiştir. En Güney enlem ve Kuzey Kutbu maceraya atılarak (Yay), uzak ufuklara açılarak (Yay) insan bilgi dağarcığına (İkizler) katılmıştır. Bu yaşanarak (Yay) edinilmiş bir bilgidir (İkizler).

 

Bu şekilde insanın bilimi kullanarak (İkizler) sınırlarını aşmasına (Yay) örnek gösterilebilecek bir başka hadise ilk defa Okyanusu uçarak geçmektir. Havacılıkla ilgili ilk ölüm de (1909), ilk okyanus geçişi de (1927), ilk kadın okyanus geçişi de (1928) farklı yıllarda ama Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken yaşanmış havacılık kilometre taşlarıdır.

 

İnsanın bilim sayesinde (İkizler) denizde veya havada kendi sınırlarını aşması (Yay) mefhumunun en üst seviyeye tırmandığı hadise elbette uzaya yapılan keşiflerdir. İlk defa uzaya roket atılması da (1946), ilk defa bir insanın uzayda yürümesi de (1965), ilk defa Ay’a inilmesi de (1966) farklı yıllarda ama Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken meydana gelmiştir. Uzayla ilgili bir üst seviye olan ama gerçekliği şüpheli hadise ise uzaylılarla ve uzay mekikleriyle temas kurmaktır. Meşhur Roswell UFO olayı (1947) yine farklı bir yılda ama Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken yaşanmıştır.

 

İnsanın bilimle (İkizler) sınırlarını aşması ve genişletmesi (Yay) sadece makro ölçeğe doğru ve yukarı doğru yapılmamaktadır; aynı hızda mikro ölçeğe doğru ve içeriye doğru da yapılmaktadır. Bu mikrobiyolojik keşifler ve atom seviyesindeki fizik buluşları da Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken yapılmıştır. Böylece insan gözünün göremediği çok küçük canlı ve cansız âlem seviyelerine doğru bilimle (İkizler) genişlemiştir (Yay). Makro seviyede işleyen Newton mekanik fiziğinin atom seviyesinde işlemediğini Kuantum fiziğiyle bulan Einsten, ışığın kuantum teorisini Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken sundu (1908). Bu buluş atom seviyesindeki âleme yapılan en büyük keşifti ve bilimi geri dönüşü olmayacak bir şekilde sarstı.  Biraz daha büyük bir mikro ölçekte, bakteri seviyesinde yaptığı keşiflerle Fleming penisilini buldu. (1928) Tam olarak bir keşif sayılmasa da, sperm ve yumurta seviyesindeki birleşmenin mekanik veya kimyasal yollarla engellenmesi, yani doğum kontrolünün ABD’de yasallaşması, insanın mikro-biyolojik aleme genişlemesi ve hükmetmesi açısından önemlidir (1965). Yine bu mikro-biyolojik seviyede kan ve vücut sıvılarından bulaşan HIV virüsü ilk defa Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken tespit edildi (1984). 2003 yılında insan kendisine ait mikro-biyolojik seviyedeki en büyük keşifi yaptı ve kendi gen haritasını %99 oranda dizdi. Tüm bunlar Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken mikro ölçekte insanın bilim sayesinde (İkizler) nasıl sınırlarını aştığını ve enginleştiğini (Yay) örneklemektedir.

 

İnsanın deniz, hava ve uzayda uzak mesafeleri (Yay) kat etmesinin yanında yakın mesafeleri (İkizler) otomobil ile gidilebilir hale getirmesi de Kuzey Ay Düğümü İkizler’in konuları arasındadır. Ford’un önemli T-modelini ilk defa üretmesi (1908) ve son kez üretmesi (1927) Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken olmuştur.

 

Çok sayıda patent Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken alınmıştır. Plastik çağını başlatarak insanlığı ileri götüren (Yay) bilimsel icatlar (İkizler) 1909’da Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken yapılmıştır.

İnsanlığın bilim sayesinde (İkizler) sınırlarını genişletmesi (Yay) sadece Dünya’da denizde kutuplara doğru, havada Okyanus üstünde uçarak, uzaya roket göndererek veya mikrop/atom seviyelerine inerek değil; aynı zamanda zamanın sınırlarını aşarak da yapılmaktadır. Yüz binlerce yıl öncesinin insan fosillerinin bulunması, bu zamansal sınırı aşmaya örnektir. İlk homo erektus fosili (1928), ve ilk insan ayak izi (2003) Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken bulundu.

 

İkizler ayrıca bilgiye erişmenin, bilgiyi işlemenin ve bilgiyi aktarmanın da burcudur. Bilginin sayılması, erişilmesi, işlenmesi ve aktarılmasındaki kuşkusuz en büyük devrim bilgisayarın icadıdır. Bilgisayarın icadı ilk başta çoğu insanın kişisel hayatı için hiçbir şey ifade etmedi. Ta ki Apple kişisel bilgisayar kullanımında devrim yaratan Macintosh’u piyasaya sürene kadar. İşte bilgiye kişisel düzeyde bir devrimi işaret eden Macintosh da yine şaşırtıcı olmayacak bir şekilde, Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken tanıtıldı (1984).

 

Tüm bu göstergeler bilimsel gelişme açısından 2020 Mayıs -2022 Ocak arası dönemden çok umutlanmamız gerektiğini gösteriyor. 2020-2022 arasını insanın bilimi kullanarak (İkizler) mevcut sınırlarını genişleteceğini ve geleceğin potansiyeline doğru enginleşeceğini (Yay) söyleyebiliriz. Bu uzayın, evrenin sınırlarını şu an bilmediğimiz bir genişliğe çıkarabilir. Gidilebilen en uzak mesafe artabilir. İnsanoğlunun Ay dışında gezegenlere ayak basmasına şahit olabiliriz. Aynı şekilde gidilebilen yerledeki ulaşım şekli hatırı sayılır seviyede modernize edilebilir. Çok uzak mesafeler yeni ulaşım teknolojileriyle çok daha kısa sürede kat edilebilir hale gelebilir.

 

2020-2022 arasında bu insanın sınırlarını genişletme macerası mikro düzeyde de gerçekleşebilir. CERN deneyiyle erişilen Higgs Bozonu, atom altı parçacıklar ve daha da küçük ölçeklerde çığır açan keşifler, buluşlar ve paradigma değişimleri yaşanabilir. Biyolojik seviyede genetikle ilgili büyük buluşlar ve ilerlemeler kat edilebilir. Doğum kontrolü, insan klonlama ve sentetik üreme gibi alanlarda buluşlar yapılabilir. Kanserin tedavisi ve HIV tedavisi gibi konularda köklü çözümler geliştirilebilir.

 

2020-2022 bilgisayar teknolojilerinde çığır açan yeniliklere sahne olabilir. Kuantum bilgisayar sistemleri, giyilebilir teknolojiler, hologram ve artırılmış gerçeklik gibi bilgi işlemeyi, bilgiye erişmeyi ve bilgi aktarımını baştan aşağı devrime uğratacak buluşlar yaşanabilir. Ayrıca malzeme biliminde önemli patentler alınabilir.

 

2020-2022 arkeoloji ve paleo-antropoloji alanında da ilk insan fosillerinin keşfi açısından önemli keşiflere sahne olabilir.

 

Görüldüğü gibi Kuzey Ay Düğümünün İkizler’e geçmesi kesinlikle bilim açısından önemli bir buluş dönemine girdiğimizi göstermektedir. Ancak Ay Düğümlerinin İkizler – Yay eksenine girmesi elbette ki sadece bilim dünyasını ilgilendiremez. Türkiye Cumhuriyeti açısından Ay Düğümlerinin İkizler – Yay transitinin ne anlama geldiğini görmek için kısaca Türkiye siyasetini hatırlayalım:

 

Türkiye Cumhuriyeti’nde çok partili siyasal sisteme geçildiğinden beri bugüne kadar 4 büyük uzun soluklu tek başına iktidar hükümeti kurulmuştur ve hepsi merkez sağ partilerdir. Bunlar şöyledir:

  • Demokrat Parti – Adnan Menderes (1950-1960)

  • Adalet Partisi – Süleyman Demirel (1965-1971)

  • Anavatan Partisi – Turgut Özal (1983-1991)

  • Adalet ve Kalkınma Partisi – Recep Tayyip Erdoğan (2002 – Şu An)

 

Bu partilerin hepsinin tek başına hükümet kurmak üzere iktidara her zaman Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken geldiklerini görmekteyiz. Bu 4 partiden:

 

  • AP, 1965’te Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken iktidara geldi.

  • ANAP, 1983’de Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken iktidara geldi.

  • Ak Parti, 2002’de Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken iktidara geldi.

Demokrat Parti 1950’de tek başına iktidar olduğunda Kuzey Ay Düğümü İkizler’de değildi. Ancak Demokrat Parti 7 Ocak 1946’da kurulduğunda Kuzey Ay Düğümü İkizler’deydi.

 

Bu göstergeler, yine Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken, 2020 Mayıs – 2022 Ocak arasında Türkiye Cumhuriyeti’nde bir merkez sağ partinin tek başına hükümet kurmak üzere iktidar olabileceğini göstermektedir.

 

Ay Düğümleri İkizler – Yay geçişi sadece dünyadaki bilimsel gelişmeleri ve Türkiye Cumhuriyeti’ndeki uzun soluklu merkez sağ tek başına iktidar dönemlerini etkilememektedir. Aynı zamanda Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken, yükseleni Yay olan ve dolayısıyla düşmanlarını ve savaşını İkizler’in gösterdiği Amerika Birleşik Devletleri’nin bu dönemlerde işgalci bir tutum sergilediğini görüyoruz. Bu tarihlere bakalım:

 

1945:

  • IMF kuruldu. (27 Aralık 1945)

 

1946:

  • Birleşmiş Milletler ilk defa Londra’da toplandı. (10 Ocak 1946)

  • Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ilk defa toplandı. (17 Ocak 1946)

  • ABD Soğuk Savaşı başlattı. (28 Mart 1946)

 

1947:

  • Marshall Planı Batı Avrupa’yı tekrar şekillendirmek üzere hazırlandı. (5 Haziran 1947)

  • CIA kuruldu. (18 Eylül 1947)

 

1965:

  • ABD Vietnam Savaşında kimyasal silah kullandığını kabul etti. (22 Mart 1965)

  • İlk defa ABD’nin geniş ölçekli kara birlikleri Güney Vietnam’a geldi. (5 Mayıs 1965)

 

1966:

  • ABD’nin Vietnam Savaşı New York’ta, Washington D.C.’de ve Chicago’da çok geniş ölçekte protesto edildi. (26 Mart 1966)

  • ABD Vietnam Savaşında ilk kez Kuzey Vietnam Başkenti Hanoi’yi bombaladı. (29 Haziran 1966)

 

2002:

  • ABD Afganistan’ı işgal etti. (2 Mart 2002)

 

2003:

  • ABD Irak’ı işgal etti. (19 Mart 2003)

 

 

 

Bu örnekler gösteriyor ki Kuzey Ay Düğümü İkizler’e geçtiğinde ABD’nin “düşman ülkeler ve savaş” anlamına gelen 7.evi tetikleniyor ve bu sebeple bu yıllarda ABD’nin yayılmacı bir politika izlediğini görüyoruz. Bunun en doğrudan örnekleri Kuzey Ay Düğümünün İkizler’de olduğu yıllarda Afganistan (2002) ve Irak’ı (2003) işgal etmesidir. Aynı zamanda Vietnam Savaşının önemli hadiselerinin cereya ettiği mühim yıllarından biri Kuzey Ay Düğümünün İkizler’de olduğu 1965-1966’dır. ABD’nin nükleer gücü kontrol etmek için başlattığını söylediği Soğuk Savaş da 1946 yılında Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken başlamıştır. Aslında bu tarihler gerçekten de ABD’nin 7. Evinin yani “düşman” kavramının savaş ile tetiklendiğini doğrulamaktadır. ABD denince uzun yıllar akla gelen rakip Sovyetler Birliğiydi. Bu “süper düşmanın” tanımlanmasının Kuzey Ay Düğümü tarafından “düşman evinin” tetiklendiği 1946 yılında gerçekleşmesi çok manidardır. ABD’nin Sovyet Birliğinden sonraki en büyük “süper düşmanı” İslam dünyası olmuştur. Yarattığı İslamofobi canavarıyla Orta Doğuda kan akıttığı yılların yine Kuzey Ay Düğümünün “düşman ve savaş” evini tetiklediği 2002 ve 2003 yılları olması çok anlamlıdır.

 

 

Kuzey Ay Düğümü İkizler’e geldiğinde ABD’nin bir düşman algısı yarattığını, bunu kullanarak savaş yaptığını ve kan akıttığını 2002, 2003 Afganistan-Irak, 1946-47 Soğuk Savaş başlangıcı, ve 1965-66’da sürmekte olan Vietnam Savaşında gördük. Bunlar kadar direkt olmayan daha dolaylı savaşlar da dikkat çekmektedir. 2. Dünya Savaşından sonra dünyayı şekillendirmek için kurduğu Birleşmiş Milletler ve Güvenlik Konseyi ilk toplantısını ABD’nin “savaş” evi (7.ev) Kuzey Ay Düğümü’nün İkizler transiti tarafından tetiklenirken yapmıştır (1946). Yine ABD’nin bizim gibi ekonomik olarak dışa bağımlı ülkeleri borçlandırıp sonra da kontrol etmek için kullandığı IMF, bir “ekonomik savaş” aygıtı olarak Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken kurulmuştur (1945). Askeri/Diplomatik olarak dünyayı BM ile, ekonomik olarak da IMF ile şekillendiren ABD, istihbarat savaşını vermek için CIA’yi ise yine Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken kurmuştur. (1947) Avrupa’yı ekonomik olarak kendi uydusu olarak şekillendirmek için yaptığı Marshall Yardımı da Kuzey Ay Düğümü İkizler’deyken hazırlanmıştır. (1947)

 

Bu olaylar gösteriyor ki, Kuzey Ay Düğümü İkizler’den geçerken ABD’nin “düşmanlar ve savaş” anlamına gelen 7.evi tetikleniyor. Bu yıllarda ya gerçekten bir ülkeyi işgal ediyor, ya da dolaylı işgal ve kontrol mekanizmaları geliştiriyor. Şimdi 2020 Mayıs-2022 Ocak arasında da  ABD’nin ya bir ülkeyi gerçekten işgal edeceğini ya da dünya sistemini kontrole etmek için dolaylı bir mekanizma kuracağını görüyoruz. Bu sefer savaşın şekli cephede askerle yapılabileceği gibi, aynı zamanda ekonomi üzerinden” ticaret savaşları” şeklinde de yürütülebilir. Suriye ve çevresindeki bölgede gerçekten bir işgal söz konusu olabilir. Daha önce Soğuk Savaşın başlaması gibi, bu sefer de ABD’nin Rusya ile “İkinci Soğuk Savaş” dönemi başlayabilir; ya da Çin ile “Neo-Soğuk Savaş” dönemi başlayabilir.

 

 

Kişisel, ülkesel, bölgesel ve dünyasal ölçekte “sağlıklı merak geliştirdiğimiz”, “tarafsız bir şekilde, açık fikirlilikle öğrendiğimiz” ve “bilimin ışığında insanlığın sınırlarını genişlettiğimiz” bir Ay Düğümleri İkizler-Yay sezonu geçirmemiz dileğiyle!

 

 

Efe Erten, 9 Aralık 2019, İstanbul

 

Kaynakça

 

Banzhaf, Hajo ve Haebler, Anna, Astrolojinin Anahtar Sözcükleri, İlhan Yayınevi, 1999

 

Brady, Bernadette, Predictive Astrology: The Eagle and the Lark, Weiser Books, 1998

 

İlhan, Barış, Astroloji Dersleri, İlhan Yayınevi, 2004

© 2020 by Efe Erten Astrolojik Danışmanlık. 

  • w-facebook
  • Twitter Clean
  • Beyaz Instagram Simge
  • Beyaz YouTube Simgesi
  • Beyaz Blogger Simge

 / Istanbul, Turkey