Jung Psikolojisinde Dört İşlev ve Astrolojide Dört Element

Jung Psikolojisinde Dört İşlev ve Astrolojide Dört Element

Jung psikolojisindeki dört temel işlev, astrolojide dört temel elemente tekâbül eder.

 

Stephen Arroyo, Astroloji, Psikoloji ve Dört Element eserinde, Astroloji’nin hayatın özündeki dinamik güçlerin dilini sunduğunu söyler. Astroloji, enerji düzenlerini, enerji akışını ve enerji dönüşümünü araştırır.

 

Jung psikolojisinde ruhsal enerjiye «libido» denmektedir.

 

Jung Psikolojisinde «işlev», libidonun tezâhürüdür.

 

Bu sebeple Astroloji’deki dört temel element, birer enerji tezâhürü olarak, Jung psikolojisindeki dört temel işleve tekabül eder.

 

Dört temel element:

-Hava

-Ateş

-Toprak

-Su’dur.

 

Jung’un dört temel işlevi:

-Düşünme

-Hissetme

-Duyum

-Sezgi’dir.

 

Bunlar arasındaki mütekābiliyet ilişkisi:

-Hava=Düşünme

-Ateş=Hissetme

-Toprak=Duyum

-Su=Sezgi’dir.

Giriş

 

Astroloji’de elementleri «kök-prensipler» olarak adlandıran önemli isimlerden biri C.E.O. Carter’dır. Psikolojik Astroloji Ansiklopedisi eserinde Carter, Astroloji’nin bu yaşam prensiplerinin nasıl işlediklerini anlama aracı olduğunu söylemiştir.

 

Dr. William Davidson, Medikal Astroloji Konuşmaları’nda, 4 elementin yaşamsal güçler olduğunu belirtmiştir. Bunları asıl anlamlarıyla kavramak önemlidir.

 

Bütün insan topluluklarında, kozmolojisinde, dininde, felsefesinde ve mitolojisinde dört elemente rastlanır.

 

Elementlerin temelinde yaşamsal bir güç ya da temel enerji vardır. Bu güce prana, yaşamsal güç veya Ki denebilir.

 

Jung psikolojisinde bu yaşamsal güç ya da temel ruhsal enerjiye «libido» denir.

 

Tibet, Hindistan, Ayurveda, Çin ve Akupunktur, beş element sistemini kullanır. Beşinci element “ether”dir.

 

Batı’da sadece dört elementten bahsedilir. Beşinci element, bu dört elementin kaynağı olarak kabul edilir.

 

Bu açıdan Batı psikolojinin bir figürü olarak Jung dört temel işlevden bahsetmiş ve bunların kaynağı olarak «libido»yu öne sürmüştür.

 

Antik Yunan felsefesinde, insanın dört yetisi dört element ile ilişkilendirilir.

-Akıl=Hava

-Ahlak=Ateş

-Fiziksel=Toprak

-Estetik ve Ruh=Su’dur.

 

Ortaçağ ve Rönesans Avrupa’sında Galen, dört insan mizacına yol açan dört ruh hâlini, dört element ile ilişkilendirilmiştir.

 

Galen, dört «hılt»tan bahseder.

 

Hılt (ﺧﻠﻂ), antik tıpta, insan vücûdunu ve mizâcını meydana getirdiği ve insan sağlığının bunların dengesine bağlı bulunduğu kabul edilen, ahlât-ı erbaa denen dört unsurdan (kan, safra, sevdâ ve balgam) her biridir.

 

Hılt’ın İngilizcesi “Humor”dır.

 

Dört Hılt vardır:

-Kan

-Safra

-Sevda (Lenf)

-Balgam

 

Bu dört hıltı İngilizcede:

-Blood

-Yellow Bile

-Black Bile (Lenf)

-Phlegm

 

Bunlar dört mizaca sebep olur. Bunların İngilizcesi:

1)Sanguin

2)Kolerik

3)Melankolik

4)Flegmatik

 

Dört Mizacın Türkçesi:

1)Mizâc-ı demevî:

2)Mizâc-ı safrâvî

3)Mizâc-ı lenfâvî

4)Mizâc-ı balgamî

 

Mizaç (ﻣﺰﺍﺝ), bir insanın vücûdunda bulunan kan, safra vb. unsurlardan birinin nispetindeki, yaratılıştan gelen fazlalık sebebiyle ortaya çıkıp o insanı benzerlerinden farklı duruma getirdiğine inanılan hâldir.

 

Dört Hılt, Dört Mizaca sebep olur:

1)Kan=Mizâc-ı demevî:

2)Safra=Mizâc-ı safrâvî

3)Lenf=Mizâc-ı lenfâvî

4)Balgam=Mizâc-ı balgamî

 

Dört Hılt, Dört Mizaca sebep olur

1)Kan, sanguin tabiata sebep olur.

2)Sarı safra, kolerik tabiata sebep olur.

3)Siyah safra, sevda veya lenf, melankolik tabiata sebep olur.

4)Balgam, flegmatik tabiata sebep olur.

 

Dört Hılt, Dört Element’tir.

1)Kan, hava elementidir.

2)Sarı safra, ateş elementidir.

3)Siyah safra, toprak elementidir.

4)Balgam, su elementidir.

 

Dört Hılt fazlalığı, Dört Mizaca sebep olur

1)Kan fazlalığı ya da hava fazlalığı, sanguin tabiat yaratır.

2)Sarı safra fazlalığı ya da ateş fazlalığı, kolerik tabiat yaratır.

3)Siyah safra, sevda, lenf fazlalığı ya da toprak fazlalığı, melankolik tabiat yaratır.

4)Balgam fazlalığı ya da su fazlalığı, flegmatik tabiat yaratır.

 

Gördüğümüz gibi Galen, dört «hılt»ın dört «mizaca» sebep olduğunu ayrıntılandırmıştır. Galen, dört insan mizacına yol açan dört ruh hâli ile dört elementi ilişkilendirmiştir.

 

Enerjinin baskın olan akış şekline göre dört mizacın oluştuğunu açıklar.

 

Bu düşünce şekli, Jung’un ruhsal enerji olarak nitelendirdiği «libido»nun baskın olan akış şekline göre «dört temel işlevi», ve bu işlevlerden en baskın olanı alışkanlık hâline getirmiş «dört psikolojik tipi» açıkladığı «Psikolojide Tipler» kuramının temelini oluşturur.

 

Jung Psikolojisinde «Hissetme» İşlevi ve Astrolojide Ateş Elementi

 

Dört temel elementten Ateş elementi, Jung psikolojisinde hissetme işlevine tekâbül eder.

 

Jung «hissetme» işlevini, «Ben (Ego) ile belli bir içerik arasında meydana gelen bir süreç» olarak tanımlar.

 

Hissetme, içeriğe bir değer verir.

 

Hissetme:

-Kabul etme/Reddetme

-Hoşlanma/Hoşlanmama

İle değer verir.

 

Hissetme, bütün bilinç durumunun kabul veya reddetme meseline özel atıfta bulunarak yaptığı bir değerlendirmedir.

 

Hissetme, tamamıyla öznel bir süreçtir.

 

Hissetme, bir tür yargıdır.

 

Hissetme, kabul veya reddetmek için öznel ölçütler öne sürmek amacı güder.

 

Hissederek değerlendirme, bilincin bütün içeriğine ulaşır.

 

«Hissetme» işlevini, Frieda Fordham’ın, Jung’un tüm çalışmalarından özetlediği şekliyle okuyalım:

«Hissetme, bir şeye kendisine uygun değeri vermektir.

 

-“Kendimi üzgün hissediyorum.”

-“Şunun kötü ya da iyi olduğunu hissediyorum.”

Gibi duygusal bir deneyimin değerlendirmesi, hissetme işlevinin kapsamına girer.

 

Hissetme, değerlerin tartıldığı, kabul ya da reddedildiği bir işlevdir.

 

Bir hissetme durumunda, kişi değerlendirme yapar, yani ortam üzerinde bir karar verir.

 

Hissetmenin diğer işlevlerden önde geldiği kişiye «hisseden tip» denir.

 

Hisseden tipin, bağlı kaldığı değerler taslağı vardır.

 

Hisseden tipin, neyin değerli neyin değersiz olduğu hissedeceği düzenli bir taslağı vardır.

 

Hissetme, şeylerin değerleri arasındaki farklılığın kabul edilmesinde ısrar eder.

 

Hissetmek, ayırt edici bir işlevdir.»

 

Hissetme işlevi astrolojide ateş elementine (🜂) tekâbül eder.

 

Ateş elementi sıcak ve kuru tabiatta bir elementtir.

 

Koç, Aslan ve Yay burçları ateş elementindeki burçlardır.

 

Sıcak ve kuru doğalarıyla Güneş ve Mars, bu elemente ait gezegenlerdir.

 

Jung’un hissetme işlevini, değer vermekle ilgili bir işlev olarak tanımladığını gördük. Hissetmek “BEN” ile, yani Ego ile bağlantılı bir işlevdir. Bilinçle ilgilidir.

 

Bu noktada Astroloji’de ben, ego ve bilinci Güneş’in (☉) temsil ettiğini söylemeliyiz. Güneş, sıcak ve kuru doğada bir gezegendir. Yani ateş elementindedir. Bu sebeple, Güneş’in hissetme işleviyle ilgili bir fonksiyonu ifade ettiğini söyleyebiliriz.

 

Güneş’in yönettiği Aslan burcunun ve yüceldiği Koç burcunun ateş burçları olması anlamlıdır. Ben, Ego ve bilinci gösteren Güneş, hissetme işlevine tekâbül eden ateş burçlarında yönetici ve yücelme yöneticisidir. Aynı zamanda Güneş, gündüz haritalarında Güneş burçlarında üçlüsündedir (triplisitesindedir) ve asalet kazanır. Gündüz bilinçle özdeşleştirilen sekttir, ateş de hissetme işlevine tekâbül eder. Bu sebeple Jung’un hissetmeyi, «Ben (Ego) ile belli bir içerik arasında meydana gelen bir süreç» olarak tanımlaması Astroloji açısından anlamlı hâle gelir.

 

Jung, «Hissederek değerlendirme, bilincin bütün içeriğine ulaşır. Hissetme, bütün bilinç durumunun kabul veya reddetme meseline özel atıfta bulunarak yaptığı bir değerlendirmedir» der. Güneş’in bilinç anlamına gelmesi, bilinci gösteren sektte ve ateş elementindeki burçlarda asalet kazanması anlamlıdır.

 

Bunlar, hissetmenin benlik, ego ve bilinçle ilgili olması olgusunun hem Jung Psikolojisinde hem de Astroloji’de paralellik gösterdiğinin altını çizer.

 

Ateş elementi (🜂), eril bir prensiptir.

Jung psikolojisnde, hissetme akılcı bir işlevdir.

 

Ateş elementi bilinçlenme ile ilgilidir.

Hissetme, Jung’un ifadesiyle «bilincin bütün içeriğine ulaşır. Hissetme, bütün bilinç durumunda gerçekleşir.»

 

Hissetme aynı zamanda:

-Değer veren

-Öznel (Sübjektif)

-Ayırt eden

-Farklılıkları ayrıştıran

-Bilinçle ilgili

-Ben (Ego) ile ilgili

-Karar veren

-Yargıda bulunan

-Kabul etme/Reddetme ile ilgili

Bir işlevdir.

 

Astrolojide ateş elementinin niteliklerine baktığımızda, «hissetme» işleviyle benzer niteliklere sahip olduğunu görürüz.

 

Astrolojide ateş elementinin (🜂) özelliklerini Barış İlhan’ın tanımlarıyla okuyalım.

 

Ateş sıcak ve kuru tabiattadır. Ayrımları ve farkları yaratır.

 

Sıcak tabiat, dinamik enerjidir. Jung psikolojisinde «akılcı» niteliğe tekâbül eder.

 

Sıcak tabiat merkez-kaçtır. Bu sebeple dışarı doğru yönelen bir prensiptir.

 

Sıcak tabiat, ayırma ve ayrılma gücüdür.

 

Her tözün kendi cevherine tutunmasına sebep olur.

 

Bu özellik, hissetme işlevinde belli değer yargılarına tutunup değer biçme eylemine dönüşür.

 

Sıcak ve hissetme, ayırma gücüyle şeylere farklı değerler atfederek onları ayırır, ayrıştırır.

 

Sıcak, şeyleri kendi benzerleri ile birleştirerek ayırır.

 

Bu hissetmenin, şeyleri, kişinin kendinde öznel olarak varolan değerler taslağına göre, içindeki değerlere benzeterek birleştirmesine ve onları diğerlerinden ayırmasına tekâbül eder.

 

Sıcaklık, ayırt etme, farklılaştırma ve biçim verme süreçlerinin nedenidir. Ayrışmaya ve karşıtlaştırmaya neden olur.

 

Hissetme ise, Jung’un tabiriyle «ayırt edici bir işlevdir.»

 

Sıcaklık, ayırt etme ve hüküm verme yeteneğidir.

 

Sıcaklık, seçici ve kararlıdır.

 

Sıcaklık, negatif tezâhüründe bencil, yargılayıcı ve hükmedici olabilir.

 

Bu sıfatlar, Jung’un «hissetme» işlevi için kullandığı sıfatlardır.

 

Ateş elementi sadece sıcak değil, aynı zamanda kurudur.

 

Kuru tabiatı, Barış İlhan sertlik ve katılık özelliği ile tanımlar.

 

Kuruluk, bir şeyin kendi biçimini ve sınırlarını tanımlamasını sağlar.

 

Kuruluk, ayrılmaya ve ayrışmaya neden olur.

 

Hissetme ayırt edici bir işlevdir.

 

Kuruluk, dediğim dedik olma, emretme ve hükmetme özelliklerine sahiptir.

 

Kuru tabiatta olan Ateş elementi ve buna tekâbül eden «hissetme» işlevi, değer sistemine göre bir şeye değer vererek, onun hakkında yargıda bulunarak bu özellikleri yerine getirir.

 

Kuru tabiatta olan Ateş elementi, kendi yoluna gitme dürtüsü taşır.

 

Hissetme, ben (ego) ile bağlantısı ve öznel bir süreç olma özelliyle kendi yoluna gider.

 

Ateş elementi (🜂), Barış İlhan’ın tanımıyla, sıcak ve kuru tabiattadır ve biçimi empoze eden bir unsurdur.

 

Sıcak olduğu için ayırt eder ve karar verir.

 

Ateş sıcak ve kuru olarak, amacını ayırt eden, ondan şaşmayan istek ve irade ile sıkı sıkıya bağlıdır.

 

İstek ve iradeyi Astroloji’de gösteren diğer unsur Güneş’tir (☉).

 

Hissetme Astroloji’de ateş elementiyle paralellik göstererek ayırt eden, karar veren, amacını ayırt eden, ondan şaşmayan bir işlevdir. İstek ve irade ile bağlantılıdır.

 

Astrolojide ateş elementi (🜂), heves, ego, yaratma ve biçim verme enerjisidir. Özneldir.

 

Stephen Arroyo ateş elementini, ışık ile özdeşleştirir. Işık, bilinçtir.

 

Ateş elementine tekâbül eden hissetme işlevi bilinçle ilgili bir işlevdir.

 

Marc Edmund Jones, ateşi “kişisel kimlikte merkezlenen deneyim” şeklinde tanımlar.

 

Ateş elementine tekâbül eden hissetme işlevi “Ben” (Ego) ile doğrudan bağlantılı, kişisel ve öznel bir işlevdir.

 

Stephen Arroyo, ateş elementini “kendi bakış açısında ısrarlı olmak” özelliğiyle tanımlar.

 

Ateş elementine tekâbül eden hissetme işlevi, kendi değer yargılarına göre değer veren, kabul eden ya da raddeden, kendi değer yargılarında ısrar eden bir işlevdir.

 

Stephen Arroyo, ateş elementini “irade gücünü bilinçli bir şekilde yönlendirebilmek” yetisi ile ilişkilendirir.

 

Ateş elementine tekâbül eden hissetme işlevi, bilinçli ve yönlendiren bir işlevdir.

 

Astroloji’de ateş elementinin Jung psikolojisinde «hissetme» işlevine tekâbül ettiğini Carl Gustav Jung, Barış İlhan ve Stephen Arroyo’nun tanımlarını karşılaştırarak gösterdik.

 

Bir hipotez olarak, Jung psikolojisindeki «hissetme tipi»nin Astrolojide Doğum Haritasında ateş elementi fazlalığına tekâbül ettiği önerilebilir.

 

Bu hipotez çok sayıda Doğum Haritası Danışmanlığından gelecek ampirik veriyle test edilmelidir.

Jung Psikolojisinde «Sezgi» İşlevi ve Astrolojide Su Elementi

Jung psikolojisindeki dört temel işlevden biri «sezgi»dir. Sezgi işlevi astrolojide su elementine (🜄) tekâbül eder.

 

Jung «sezgi» işlevini, «algılara bilinçdışı bir yolla aracılık eden bir işlev» olarak tanımlar.

 

Sezgide içerik, kendini eksiksiz bir bütün halinde ortaya koyar.

 

Sezginin nasıl meydana geldiğini, biz açıklayamayız veya keşfedemeyiz.

 

Sezgi, içgüdüsel kavramadır.

 

Sezgi, akıldışı algılama işlevidir.

 

Sezginin içerikleri verilir.

 

Sezgisel bilginin özünde kesinlik ve inanç vardır.

 

Sezginin kesinliği, öznenin kökenine bilinçdışı kaldığı psişik tetiklik durumuna dayanır.

 

Sezgi, bilinçdışı algıdır.

 

«Sezgi» işlevini, Frieda Fordham’ın, Jung’un tüm çalışmalarından özetlediği şekliyle okuyalım:

«Sezgi, bilince yabancı olan ve bilinçdışı aracılığıyla yol alan gerçeklerin algılanışıdır.

 

Sezgi, duruma egemen olan ve durumu kendi görüşüne göre değiştirmeye çalışan etkin bir yaratıcı süreçtir.

 

Sezgi, esinlenme yeteneğine sahiptir.

 

Sezgi, diğer işlevlerin kendiliğinden bulamayacağı çözüm yoluna doğru ilerler.

 

Sezgi, karanlıkta bir karar vermeye yarar.

 

Sezgi, karanlıkta bir teşhis koymaya yarar.

 

Sezgi, yabancısı olunan durumların çözümlenmesinde işe yarar.

 

Sezgi, yerleşik değer ve kavramların işlemediği durumlarla karşılaşıldığında işe yarar.

 

Sezginin diğer işlevlerden önde geldiği kişiye «sezgici tip» denir.

 

Sezgici tip, algılama ile doyuma ulaşır.

 

Örneğin sezgici tip yaratıcı bir sanatçıysa, algıların biçimlendirilmesiyle rengarenk bir karmaşa içerisinde önemli ve bayağı, sevimli ve tuhaf şeyleri bir arada kucaklayan bir tablo yaratacaktır.»

 

Sezgi işlevi astrolojide su elementine (🜄) tekâbül eder.

 

Su elementi soğuk ve nemli tabiatta bir elementtir.

 

Yengeç, Akrep ve Balık burçları su elementindeki burçlardır.

 

Soğuk ve nemli doğasıyla Ay (☽), su elementine ait bir gezegendir.

 

Jung’un sezgi işlevini, bilinçdışı algı olarak tanımladığını gördük. 

 

Bu noktada Astroloji’de bilinçdışını Ay’ın (☽) temsil ettiğini söylemeliyiz. Ay, soğuk ve nemli doğada bir gezegendir. Yani su elementindedir. Bu sebeple, Ay’ın sezgi işleviyle ilgili bir fonksiyonu ifade ettiğini söyleyebiliriz.

 

Ay’ın yönettiği Yengeç burcunun su burcu olması ve Ptolemy’ye göre Ay’ın gece haritasında su burçlarında üçlüsünde (triplisite) olması anlamlıdır.

 

Bilinçdışını gösteren Ay, sezgi işlevine tekâbül eden su burçlarından birinde yöneticidir ve su burçlarının hepsinde gece üçlü yöneticisidir. Gece bilinçdışıyla özdeşleştirilen sekttir, su da «bilinçdışı algılama» anlamına gelen sezgi işlevine tekâbül eder. Bu sebeple Jung’un sezgiyi, «bilinçdışı algı» olarak tanımlaması Astroloji açısından anlamlı hâle gelir.

 

Jung’un sezgi için yaptığı tanımlamaları özetleyelim:

•Sezgide «içeriğin, bir bütün hâlinde» olduğunu söylemiştir.

•Sezginin «nasıl meydana geldiğini, tam olarak açıklayamayız ve keşfedemeyiz.»

•Sezgi bu açıdan «karanlık»tır.

•Sezgi «içgüdüsel» bir kavramadır.

•Sezgi, «akıldışı»dır.

•Sezginin «içerikleri verilir.»

•Sezginin «kökeni bilinçdışı»dır.  

•Sezgi, bu bilinçdışı kökeni «psişik tetiklik durumu» sayesinde algılar.

•Sezginin bilinçdışı içeriğine biz «yabancıyızdır.»

•Sezgi, «bilinçdışı gerçekleri» algılar.

•Sezgi, «duruma egemen olan ve durumu kendi görüşüne göre değiştirmeye çalışan etkin bir yaratıcı süreçtir.»

•Sezgi, «esinlenme» yeteneğine sahiptir.

•Sezgi, «diğer işlevlerin kendiliğinden bulamayacağı çözüm yolunu» bulur.

•Sezgi, «karanlıkta bir karar verir ve teşhis koyar.»

•Sezgi, «yabancısı olunan durumları çözümler.»

•Sezgi, «yerleşik değer ve kavramların işlemediği durumları» algılar ve çözer.

•Sezgi, «algıların biçimlendirilmesiyle rengarenk bir karmaşa içerisinde benzemeyen şeyleri bir arada kucaklar.»

 

Su elementi (🜄), dişil bir prensiptir. Jung psikolojisnde, sezgi akıldışı bir işlevdir.

 

Su elementi bilinçdışı ile ilgilidir.

Sezgi, Jung’un ifadesiyle «bilinçdışı içeriklerin ve gerçeklerin algılanmasıdır.»

 

Sezgi aynı zamanda, Jung’un kullandığı sıfatlarla:

-Karanlık

-Bilinçdışı

-İçgüdüsel

-Bütün hâlinde

-Bütünsel

-Tam olarak açıklanamayan

-Keşfedilemeyen

-Karmaşık

-Benzemeyenleri kucaklayan

-Yabancı

-İçerikleri verilen

-Ruhsal tetikte olma ile ilgili

-Yaratıcı

-Esinlenme ile ilgili

-Karanlıkta karar veren

-Karanlıkta teşhis koyan

-Karanlığı çözümleyen

-Bilinenin dışındakileri algılayan

Bir işlevdir.

 

Astrolojide su elementinin (🜄) niteliklerine baktığımızda, «sezgi» işleviyle benzer niteliklere sahip olduğunu görürüz.

 

Astrolojide su elementinin (🜄) özelliklerini Barış İlhan’ın tanımlarıyla okuyalım.

 

Su, ayrışmamış ve biçim almamıştır.

 

Su, olasılıkların ve olanakların bolluğunu temsil eder.

 

Su, dişi bir prensiptir ve karanlık derinlerle bağlantılıdır.

 

Bu ayrışmamış, biçimsiz, olanak bolluğuna sahip ve karanlık özellikleriyle su elementi, Jung’un «içeriği bir bütün hâlinde», «karmaşa içerisinde» ve «karanlık» diye ifade ettiği sezgi işleviyle aynı nitelikleri taşır.

 

Su, sınırlar içinde tutulamaz. Sonsuzdur. Bunlar Jung’un bilinçdışına ve özellikle kolektif bilinçdışına atfettiği özelliklerdir. Sezgi, bilinçdışı algı olması sebebiyle, su elementinin ifade ettiği bu sınırsız ve sonsuz içerikleri algılar.

 

Su elementinin sınırsız ve sonsuz enerjisi, yıkıcı çalışırsa, bir sel gibi her şeyi akımının içine alır ve sürükler. Jung, bu özellikleri kolektif bilinçdışının arketipleri için kullanır. Arketiplerin çok yoğun ve güçlü bir enerjisi vardır. Bunlar bir insanı büyüleyebilir ve etkisine alıp sürükleyebilir. Sezgi işlevinin algıladığı bu arketiplerin özellikleri, Astroloji’de su elementinin nitelikleriyle paralellik gösterir.

 

Su elementinin, «ilksel kaos» ile ve «ilksel deniz» ya da «ilksel okyanus» ile bağlantısı vardır. İlksel olma niteliği Jung psikolojisinde, ilksel imge anlamına gelen arketiplerin ve bu arketipleri barındıran kolektif bilinçdışının özelliğidir. Kolektif bilinçdışı ve arketipleri insan evrimi boyunca, ilk çağlardan beri nesilden nesile aktarılmıştır. Bunlar her zaman ve her yerde benzerdir. İnsanın evriminin bir izi, tortusudur. Bunlar «sezgi işlevi» ile algılanır.

 

Mitoloji ve Astroloji, bu ilksel imgelerin ya da kolektif bilinçdışının arketiplerinin saklandığı bir kayıttır. Su elementi ya da sezgi işlevi, bilinçdışı algı ile bunları anlar.

 

Su elementi karışıklıkların sembolüdür.

Jung Psikolojisinde sezgi, «algıların biçimlendirilmesiyle rengarenk bir karmaşa içerisinde benzemeyen şeyleri bir arada kucaklar.» Sezgi bu karmaşıklığı bütün hâlinde kucaklayan bir işlevdir.

 

Sezginin «içeriği, bir bütün hâlinde»dir. Sezginin «nasıl meydana geldiğini, tam olarak açıklayamayız ve keşfedemeyiz.» Su elementinin ifade ettiği bu bütün hâlinde, açıklanamayan ve karmaşık içerik sezgi işlevi ile algılanır.

 

Su, soğuk tabiattadır. Şeyleri birbirine bağlayan aktif özelliktir. Bileşik varlıkların oluşmasını sağlar. Bunlar sezgi işlevinin, «bütün hâlinde, bütünsel, benzemeyenleri kucaklayan, karmaşık ve karanlık» nitelikleriyle paralellik gösterir. Su elementi benzemeyen unsurları birbirine bağlar, bileşik oluşturur. Sezgi işlevi de benzemeyenleri kucaklar, bütün hâlinde bir içeriği algılar.

 

Su ayrıca nemli tabiattadır. Bu içerikleri çözer, biçimini yok eder. Su elementinin bu özellikleri sezgi işlevinin «bir karmaşa içerisinde benzemeyen şeyleri bir arada kucaklama» niteliğiyle örtüşür. Sezgi işlevi, «duruma egemen olan ve durumu kendi görüşüne göre değiştirmeye çalışan etkin bir yaratıcı süreçtir.» Su elementi ve sezgi işlevi, duruma etkin olmayı ve durumu değiştirmeyi, içerikleri çözerek ve onların biçimini yok ederek sağlar. Her şey bir karmaşa içindedir. Heyûlâ gibi, amorf, şekilsiz, biçimsiz, karışık, karmaşık ve kargaşa içinde bir koas söz konusudur. Sezgi işlevi bu koasu algılar. Bilinçdışının içerikleri çözülmüş ve biçimleri yok edilmiştir. Bileşik hâlindedir, yani bütün hâlindedir. Sezgi bu bileşiği, bu bütünü algılar.

 

Su elementi soğuk ve nemli tabiattadır. Şeyleri karıştırıp birbirine bağlarken şeklini değiştirebilir.

 

Su, biçimin pasif transformasyonudur.

 

Sezgi işlevi, şeyleri «kendi görüşüne göre değiştirmeye çalışan etkin, yaratıcı bir süreçtir.» Su elementi gibi, şeyleri birbirine karıştırır. Birbirine bağlar. Onların biçimini değiştirir.

 

Barış İlhan, su elementini «sezgi» ve «bilinçdışı» ile özdeşleştirmiştir. Bu, Jung psikolojisinde «sezgi işlevine» ve sadece sezgi işlevinin algılayabildiği «bilinçdışına» tekâbül eder.

 

Su elementi, soğuk tabiattadır. Bağlayan ve ilişkilendiren bir prensiptir.

 

Su elementi, nemli tabiattadır. Empatik ve uyum sağlayan bir prensiptir.

 

Jung psikolojisinde «empati», nesnenin içe-yansıtılmasıdır.

 

İçe-yansıtma, nesnenin öznel ilgi dünyasına alınmasıdır.

 

Empati, nesneyi kendi içinde hissetmektir.

 

Empati kapasitesi su elementiyle ilgili bir yetidir.

 

İçe-yansıtma, özümseme sürecidir.

 

İçe-yansıtma, öznenin nesneyi özümsemesidir.

 

Nesneye, libido yatırımı yapılır.

 

Empati duymak:

  • Nesneyi özümsemektir.

  • Nesneye libido yatırımı yapmaktır.

 

Özümseme, bilincin yeni içeriğinin önceden kümelenmiş öznel malzemeye benzemesidir.

 

Özümseme, nesnenin özneye benzemesidir.

 

Empati:

-Öznel ilginin, nesneye yöneldiği.

-Nesnenin, öznel ilgi dünyasına alındığı.

-Nesnenin, özneye benzediği.

-Nesneye libido yatırımı yapılan.

Bir süreçtir.

 

Empati becerisi, su elementi (🜄) tarafından temsil edilen bir yetidir.

 

Su elementi sezgisel ilişkilenmeyle ve ilişkilendirmeyle ilgili bir elementtir. Sezgi işlevi, bu ilişkilenmeyi ve ilişkilendirmeyi sağlar.

 

Su elementi (🜄), Barış İlhan’ın belirttiği:

-Akışkan

-Erime

-Enerjiyi emme

-Hassaslaşma

-Duyarlı hâle gelme

-Birleştirme

-Birlikte akma

Özelliklerine sahiptir.

 

Bu özellikler sezgi işlevinin, Jung’un tanımladığı:

-Bütün hâlinde

-Bütünsel

-Karmaşık

-Benzemeyenleri kucaklayan

-Ruhsal tetikte olma ile ilgili

-Durumu kendi görüşüne göre değiştirmeye çalışan

Nitelikleriyle paralellik gösterir.

 

Su elementi, Barış İlhan’ın ifade ettiği sıfatlarla:

-Ruh hâli sık değişen

-Duyarlı

-Kolay incinen

-Empatik

-Tepki veren

-Kol-kanat geren

-Koruyucu

-Gizemli

-Uyumlu

-Sezgisel

-Hayal gücü

-Edilgen

-Pasif’tir.

 

Bu sıfatlar Jung’un «sezgici tipi» için de söylenebilir.

 

Stephen Arroyo, su elementini, «elle tutulamayan, gözle görülemeyen unsurların farkında olmakla» ilişkilendirmiştir. Bu özellikler, Jung’un sezgi işlevi için belirttiği «nasıl meydana geldiği açıklayamayan, ve keşfedilemeyen», «karanlık», «akıldışı», «kökeni bilinçdışı olan», «yabancı» nitelikleriyle paralellik gösterir. 

 

Sezgi, «diğer işlevlerin kendiliğinden bulamayacağı çözüm yolunu bulur», «karanlıkta bir karar verir ve teşhis koyar», «yabancısı olunan durumları çözümler.» Yani, «yerleşik değer ve kavramların işlemediği durumları algılar ve çözer.» Sezgi işlevi, su elementinin ifade ettiği bu elle tutulamayan, gözle görülemeyen unsurların farkındadır. Sezgi işlevi, bu unsurları algılar.

 

Stephen Arroyo, su elementinin, sezgiler ile temas içinde olduğunu belirtir.

 

Su elementi, birçok insanın farkında bile olmadığı nüansları sezer.

 

Su elementi, tüm sezgisel tepkilerin dünyasını temsil eder.

 

Su elementinin ifade ettiği sezgiler, doğaları gereği bilinçdışı gücün farkındadırlar.

 

Ancak, su elementinin ifade ettiği sezgi, çoğunlukla kendini uyaran şeyin tam olarak ne olduğunu anlamaz. Jung bu konuda, sezgi işlevi için «nasıl meydana geldiğini, tam olarak açıklayamayız ve keşfedemeyiz» demiştir. Su elementi ve sezgi işlevi, tam olarak anlayamadığı, açıklayamadığı ve keşfedemediği bu şeyi algılar.

 

Su elementi, Stephen Arroyo’nun ifadesiyle, «yaşamın derin boyutları hakkında büyük bir farkındalığa sahip olursa, en esin dolu ve duyarlı» hâle gelir. Bu sezgi işlevinin, bilinçdışının farkında olma, esinlenme, yaratıcılık, duyarlılık, hassaslık ve psişik tetikte olma nitelikleriyle örtüşür.

 

Su elementi, diğer insanlara empati tepkisidir. Jung psikolojisinde «empati», nesnenin içe-yansıtılmasıdır. Empati, nesneyi kendi içinde hissetmektir. Empati duymak, nesneyi özümsemektir. Nesneye libido yatırımı yapmaktır. Empati, öznel ilginin, nesneye yöneldiği. Nesnenin, öznel ilgi dünyasına alındığı. Nesnenin, özneye benzediği. Nesneye libido yatırımı yapılan bir süreçtir.

 

Su elementinin (🜄) bir biçimi ve katılığı yoktur. Bu sezgi işlevinin karmaşık, tam olarak açıklanamayan, keşfedilemeyen ve karanlık özellikleriyle örtüşür.

 

Su elementi (🜄), derin düzeylerle, gizli akıntılarla bağlantılıdır. Bu gizli akıntılar ve fırtınalar onu dibe çeker. Bilinçdışındaki arketiplerin etkisi altında duygu patlamaları yaşanabilir. Sezgi işlevi, kolektif bilinçdışının bu arketiplerini algılamakla görevlidir.

 

Su elementi (🜄) olağanüstü bir hassasiyete sahiptir. Duyarlılığı yüksektir. Bu sezgi işlevinin psişik tetikte olma özelliğiyle örtüşür.

 

Su elementi (🜄), bilinçdışının gerçek doğasını kavramalıdır. Bu yavaş ve acılı bir süreçtir. Ama gerçek dürtüleriyle yüzleşmeye gönüllü olursa, bu, Stephen Arroyo’nun ifadesiyle, «içsel mutluluğu» sağlar. Su elementinin bu süreci, Jung’un «bireyleşme» sürecine tekâbül eder. Bireyleşme süreci, insanın bilinçdışını, yani Gölge’sini gördüğü, kabul ettiği ve kimliğine bütünlediği süreçtir. Bu süreçte bilinç ve bilinçdışı dengelenir. Kendilik sağlanır. Öz hissedilir. Bütün insan olunur. «Birey» olunur. Bu, içsel mutluluktur.

 

Su elementi soğuk ve nemli tabiattadır.

 

Soğuk tabiat, Barış İlhan’ın ifadesiyle benzemeyenleri birleştirir. Tözleri birbirine karıştırır. Tözleri merkeze doğru çeker. İçe doğru çeker. Onları karıştırır. Birleştirir. İlişkilendirir. Sentezler. Su elementinin bu özellikleri, sezgi işlevinin «içeriğinin bütün hâlinde olması» ve «benzemeyen şeyleri bir arada kucaklamasıyla» örtüşür.

 

Soğuk tabiat, Barış İlhan’ın ifadesiyle içe yönelik, içine çeken, emen bir güçtür. Ayırt etmeyen, sempatik ve işbirliği yapan bir prensiptir. Birleştirme eğilimine sahiptir. Konsantrasyon (odaklama), bir noktada toplama, sessizlik ve hareketsizlik özelliği vardır. Sezgi işlevi, bilinçdışı içeriği ayırt etmeden bütün hâlinde algılayan, ve benzemeyen unsurları beraberce kucaklayan bir işlevdir.

 

Soğuk tabiat, Çin felsefesindeki Yin enerjisidir.

 

Soğuk tabiat, yerçekimi gücüdür. Yerçekiminin etkisi altında bırakan, odaklayan, en alt düzeyde toplayan ve biriktiren bir gücü vardır. Bu bilinçdışının, utanılan, acı veren ve unutulmak istenen içerikleri aşağı doğru itme enerjisiyle örtüşür. Bu yerçekimi etkisiyle «bastırma» süreci işler. İstenmeyen içerik, bilinçdışının altına doğru çekilir. Bilinçdışı çekim çok güçlüyse, içerik bilinçdışının en altına, derinine doğru iner. Burada çok büyük bir enerji kazanır. Yoğunlaşır. Bu denetimsizlik hâlinde, bilinçli durumu rahatsız etme, dürtme, yerinden oynatma ve bozma tehlikesi ortaya çıkar. Bu sebeple, su elementinin ifade ettiği bu bilinçdışı içerikle, sadece sezgi işlevinin bilinçdışı algısı aracılığıyla tanışmak yetmez; aynı zamanda bu içerik bilince çıkarılıp anlaşılmalı, kabul edilmeli ve kimliğe bütünlenmelidir. Bu sayede su elementinin negatif tezâhürü olan bilinçdışının seliyle sürüklenme ve bilinçdışında boğulma tehlikesi bertaraf edilir.

 

Su elementi soğuk tabiatın yanı sıra, nemli tabiattadır.

 

Nemli tabiat, Barış İlhan’ın ifadesiyle, esneklik ve akışkanlık özelliğidir. Koşullara uyum sağlar. Alıcıdır. Biçimi kabul eder. Adapte olur. Şeyleri bir solüsyon içinde karıştırır. Esnek, değişken ve belirsizdir. Anlayışlı, yumuşak başlı, itâatkâr, uyumlu, pasif, zayıf ve hassastır. Empatik ve şefkatlidir. Su elementinin bu özellikleri sezgi işlevinin ve bilinçdışının nitelikleriyle örtüşür.

 

Astroloji’de su elementinin Jung psikolojisinde «sezgi» işlevine tekâbül ettiğini Carl Gustav Jung, Barış İlhan ve Stephen Arroyo’nun tanımlarını karşılaştırarak gösterdik.

 

Bir hipotez olarak, Jung psikolojisindeki «sezgi tipi»nin Astrolojide Doğum Haritasında su elementi fazlalığına tekâbül ettiği önerilebilir.

 

Bu hipotez çok sayıda Doğum Haritası Danışmanlığından gelecek ampirik veriyle test edilmelidir.

Jung Psikolojisinde «Düşünme» İşlevi ve Astrolojide Hava Elementi

Jung psikolojisindeki dört temel işlevden biri «düşünme»dir. Düşünme işlevi astrolojide hava elementine (🜁) tekâbül eder.

 

Jung «düşünme» işlevini, «kendi yasalarına uyarak fikir oluşturma sürecinin içerikleri arasında kavramsal bir bağlantı kurarak onları birbiriyle ilişkilendiren bir psikolojik işlev» olarak tanımlar.

 

Düşünme, fikirleri kavram yoluyla birbirine, bir yargı edimine bağlama işlevidir.

 

Düşünme işlevi, kavramsal bağlantılar oluşturur.

 

Düşünme işlevi, fikir oluşturma sürecidir.

 

Yönlendirilmiş düşünce kapasitesine «idrak» denir.

 

Yönlendirilmiş düşünce, akli bir işlevdir. Fikir oluşturma süreçlerinin bilincine varılır. Akli norma göre kavramlara ayırıp düzenlenir.

 

Düşünme işlevi, mantığın yasalarına göre çalışır.

 

Düşünce, düşünme işleviyle ayırt edilen özgül içerik veya malzemedir.

 

Jolande Jacobi, «düşünme işlevini», dünyayı kavramak ve ona uyum sağlamak için düşünce ve bilme peşinde olan işlev olarak tanımlar.

 

«Düşünme» işlevini, Frieda Fordham’ın, Jung’un tüm çalışmalarından özetlediği şekliyle okuyalım:

«Düşünme işlevi, sorular sorar, kavramlar yaratır, geniş bakış açıları ve derinlemesine kavrayış sağlar.

 

Düşünme işlevi, entelektüel bir süreçtir.

 

Düşünüp taşınıp çözümlemek, düşünme işlevine dahildir.

 

Fikirler, düşünme işlevine dahildir.

 

Önerme ve kavramlar, düşünme işlevine dahildir.

 

Düşünme işlevi, şeylere düzen ve anlam verir.

 

Düşünme işlevi, akılcı ve mantıklıdır.

 

Düşünme işlevi, kendi planına uymayan her şeyi iteleyebilir ya da onları reddedebilir.

 

Düşüme işlevi, ilkeleri önemser.

 

Düşünme işlevi, kalıpları ve formülleri kullanır.

 

Düşünme işlevi, çözümleme (analiz) yapmayı içerir.

 

Düşünme işlevi, hep yeni bir devam yoluna doğru ilerler. Yıkılan bir değerin yerine sürekli yenisini koyar.

 

Düşünme işlevi, fikirler ile ilgilidir.

 

Düşünme işlevi, yeni bakış açıları ortaya koyar.

 

Düşünme işlevi “gerçekleri”, açıklayıcı bir örnek ya da kanıt olarak görür. Soyut bir açıklama getirir.

 

Düşünmenin diğer işlevlerden önde geldiği kişiye «düşünen tip» denir.

 

Düşünen tipin etkinlikleri, entelektüel olarak düşünülmüş bir amaca yönelik sonuçlardan oluşur.

 

Düşünen tip, düşünüp taşınarak hareket eder.

 

Düşünen tip, “gerçekler” dediği nesnel verilere dayanan sonuçlara varır.

 

Düşünen tip, mantık ve düzenden hoşlanır.

 

Düşünen tip, görüşlerini açıklamak için düzenli formüller bulur.

 

Düşünen tip, yaşamını ilkeler üzerine kurar.

 

Düşünen tip, kendi formülünün mutlak gerçeği temsil ettiğine inanır.»

 

Düşünme işlevi astrolojide hava elementine (🜁) tekâbül eder.

 

Hava elementi nemli ve sıcak tabiatta bir elementtir.

 

Terazi, Kova ve İkizler burçları hava elementindeki burçlardır.

 

Hava elementi (🜁), eril bir prensiptir.

Jung psikolojisinde düşünme işlevi, akli bir işlevdir.

 

Akli, makul olan, akla uygun olandır.

 

Akıl, eylemi nesnel değerlerle bağdaştırma ilkesi güden tutumdur.

 

İnsan aklı, nesnel değerlerimizi oluşturan, iyice yerleşmiş, fikirler kompleksi oluşturmuş, ortalama olaylara uyum sağlamanın ifadesidir.

 

Aklın yasaları, benimsenmiş, ortalama, “doğru” tutumu belirleyip yöneten yasalardır.

 

Bu yasalara uygun her şey «akli»dir.

 

Düşünme işlevi, tefekkürden kararlı bir şekilde etkilendiği ölçüde akli bir işlevdir.

 

Düşünme işlevi, aklın yasalarına ne kadar çok uyarsa, o kadar mükemmel çalışır.

 

Akıl, aklın dışında kalan her şeyi dışlama koşulu getirir.

 

Düşünme, akli bir işlevdir.

 

Jung’un «düşünme» işlevi için kullandığı sıfatları özetleyelim:

-Entelektüel bir süreçtir

-İçerikler arasında kavramsal bağlantı kurar

-İçerikleri birbiriyle ilişkilendirir

-Kavramsal bağlantılar oluşturur

-Fikirleri kavram yoluyla birbirine bağlar

-Kavramlar yaratır

-Kavramlara ayırıp düzenler

-Tefekkürden etkilenir

-Bilme ile ilgilidir

-Kavramak ve uyum sağlamaktır

-Sorular sorar

-Geniş bakış açısıyla bakar

-Derinlemesine kavrayış sağlar

-Düşünüp taşınıp çözümler

-Önerme ve kavramlar üretir

-Fikir oluşturur

-Çözümleme (analiz) yapar

-Eleştirir

-Çürütür

-Yıkılan bir değerin yerine sürekli yenisini koyar

-Yeni bakış açıları ortaya koyar

-Soyut (teorik) bir açıklama getirir

-Mantıktan hoşlanır

-Düzenden hoşlanır

-Düzenli formüller bulur

-Düzen ve anlam verir

-Fikirleri bir yargı edimine bağlar

-Akli’dir.

-Akla uygundur

-Bilince dahildir

-Akli normlara uyar

-Nesnel değerlerle bağdaştırma ilkesini benimser

-Aklın yasalarına uyar

-Akılcı’dır

-Mantıklıdır

-Mantığın yasalarına uyar

-İlkeleri önemser.

-Kalıpları ve formülleri kullanır

-Kendi yasalarına uyulmasını ister

-Kendi planına uymayan her şeyi iteler ve reddeder

-Aklın dışında kalan her şeyi dışlama koşulu getirir.

 

Astrolojide hava elementinin (🜁) özelliklerine baktığımızda, Jung psikolojisindeki «düşünme işleviyle» benzer niteliklere sahip olduğunu görürüz.

 

Astrolojide hava elementinin (🜁) özelliklerini Barış İlhan’ın tanımlarıyla okuyalım.

 

Hava, nemli ve sıcak tabiattadır.

 

Nemli tabiat, esneklik sağlar.

 

Hava elementinin «esneklik» özelliği, Jung’un düşünme işlevinin, «kavrama ve uyum sağlama» özelliğiyle örtüşür. Düşünme işlevi «sorular sorar.» Bu sorulara gelecek cevaplara uyum sağlamaya açıktır. Ayrıca düşünme işlevi, çözümleme, eleştirme ve çürütme eylemleriyle bazı içerikler üzerinde yıkıcı olsa da, «yıkılan bir değerin yerine sürekli yenisini koyar.» Bu hava elementinin nemlilikten kaynaklanan esnekliğiyle örtüşür.

 

Nemli tabiat, şeyleri bir solüsyon içinde karıştırır. Bu sebeple hava elementi, düşünceleri birbiriyle ilişkilendirir. Desenler, örüntüler, formüller, kalıplar, şemalar ve modeller oluşturur. Jung psikolojisinde düşünme işlevinin «içerikler arasında kavramsal bağlantı kuran, içerikleri birbiriyle ilişkilendiren, kavramsal bağlantılar oluşturan ve fikirleri kavram yoluyla birbirine bağlayan» özellikleri, hava elementinin ilişkilendirme niteliğiyle örtüşür.

 

Nemli tabiat, dış koşullara duyarlıdır. Hareketinde yoldan çıkabilir. Hava elementi, aktif biçimde yayılır. Nemlilik, akışkan ve esnektir. Çevresindeki koşullara uyum sağlar. Biçimi kabul eder, adapte olur. Hava elementinin bu özellikleri, Jung psikolojisinde düşünme işlevinin, «nesnel değerlerle bağdaştırmaya çalışmak, kavramak ve uyum sağlamak, soru sormak ve yıkılan bir değerin yerine sürekli yenisini koymak» özellikleri ile parallellik gösterir.

 

Sıcak tabiat, ayrıştırma ve farklılaştırma sağlar.

 

Hava elementinin «ayrıştırma» özelliği, Jung’un düşünme işlevinin, «kendi yasalarına uyulmasını isteyen, kendi planına uymayan her şeyi reddeden ve aklın dışında kalan her şeyi dışlayan» özellikleri ile örtüşür.

 

Hava, sıcak tabiatta olduğu için, «yang» enerjisidir. Aktivite ve havailik ile ilişkilendirilir. Yayılmak, yükselmek ve uzakta bir noktaya doğru uzanmak ister. Hava, ayrıca nemlidir. Uçucu ve yaygındır. Çevresindeki boşluklara yayılır. Bu sebeple aktif biçimde yayılır. Hava elementinin bu özellikleri, Jung psikolojisinde düşünme işlevinin «akılcı» bir işlev olması ve «fikir oluşturma süreçlerinin bilincine varılması» niteliğiyle örtüşür. Yönlendirilmiş düşünce idraktir. Bunlar hava elementinin ve düşünme işlevinin aktif (etkin) prensipler olduklarını gösterir.

 

Hava, biçimin aktif transformasyonudur.

 

Esneklik ve ayrıştırma, enformasyon, bilgi toplama ve haber alma ile ilgilidir.

 

Hava elementi, düşünmek ve tasarlamak ile ilişkilidir.

 

Hava elementi (🜁), çözümleme (analiz, tahlil), değişken ayrıştırma; yani fikirler, akıl, düşünme ve bilgi ile ilişkilidir.

Düşünme işlevi de Jung’un ifadesiyle «fikir oluşturur, çözümleme (analiz) yapar.» Düşünme işlevi, «aklidir, akla uygundur, akli normlara uyar, aklın yasalarına uyar ve akılcıdır.» Burada hem hava elementinin, hem de düşünme işlevinin akıl, fikir, düşünme, bilgi ve çözümleme (analiz) ile ilişkili olduğunu görüyoruz.

 

Stephen Arroyo, hava elementinin «enerjisini henüz gerçekleşmemiş belirli düşüncelere odakladığını» belirtir. Marc Edmund Jones, hava elementinin deneyimin «teorik» bağlantıları ile ilgilendiğini söyler.

 

Hava elementi (🜁), teori ve kavramlara eğilimlidir. Jung, düşünme işlevinin «Kavramlar yarattığını» söyler. Düşünme işlevi, «soyut (teorik) bir açıklama getirir.» Görüldüğü gibi hem hava elementi, hem de düşünme işlevi, kavramlarla ve teori ile ilişkilidir.

 

Stephen Arroyo, hava elementini (🜁), «nesnel ve mantıklı» olarak niteler. Jung, düşünme işlevinin, «nesnel değerlerle bağdaştırma ilkesini benimsediğini» vurgular. Düşünme işlevi, «mantıklıdır, mantığın yasalarına uyar ve mantıktan hoşlanır.» Görüldüğü gibi Astroloji’de hava elementi ve Jung psikolojisinde «düşünme işlevi», nesnellikle ve mantıkla özdeşleştirilmiştir.

 

Stephen Arroyo, hava elementinin (🜁), «akıl kanalıyla işlev gören gücün geometrik çizgileriyle, yani oluşan bir şeylerin düzenini biçimlendiren enerjiyle bağlantılı olduğunu» söyler. Yani hava elementi, geometri, örüntü (pattern), desen ve düzen kavramıyla ilişkilidir. Aynı şekilde, Jung psikolojisinde düşünme işlevi, «kavramlara ayırıp düzenler. Düzenden hoşlanır. Düzenli formüller bulur. Düzen ve anlam verir.» Görüldüğü hem hava elementi, hem de düşünme işlevi, zaten mevcut olan düzenlerle ve geometrik örüntülerle ilgilidir.

 

Astroloji’de hava elementinin (🜁) Jung psikolojisinde «düşünme» işlevine tekâbül ettiğini Carl Gustav Jung, Barış İlhan ve Stephen Arroyo’nun tanımlarını karşılaştırarak gösterdik.

 

Bir hipotez olarak, Jung psikolojisindeki «düşünme tipi»nin Astrolojide Doğum Haritasında hava elementi fazlalığına tekâbül ettiği önerilebilir.

 

Bu hipotez çok sayıda Doğum Haritası Danışmanlığından gelecek ampirik veriyle test edilmelidir.

Jung Psikolojisinde «Duyum» İşlevi ve Astrolojide Toprak Elementi

 

Jung psikolojisindeki dört temel işlevden biri «duyum»dur. Duyum işlevi astrolojide toprak elementine (🜃) tekâbül eder.

 

Jung «duyum» işlevini, «fiziksel uyarıyı algılamaya aracılık eden psikolojik işlev» olarak tanımlamıştır.

 

Duyum işlevi, algıyla özdeştir.

 

Duyum işlevi, aslında duyu algısıdır.

 

Duyum işlevi, duyu organlarının ve beden duyularının aracılık ettiği algıdır.

 

Duyum işlevi, hem dış uyaranlarla, hem de iç uyaranlarla ilgilidir.

 

Duyum işlevi, hem dış nesnenin algılanan imgesine ulaşır, hem de bedendeki değişikliklerin algılanmasını sağlar.

 

Duyum işlevi, bedendeki değişiklikleri bilince iletir.

 

Duyum işlevi, fizyolojik uyaranların temsilcisidir.

 

Duyumun içerikleri verilir.

 

Fiziksel duyumun kesinliği, fiziksel temele dayanır.

 

«Duyum» işlevini, Frieda Fordham’ın, Jung’un tüm çalışmalarından özetlediği şekliyle okuyalım:

«Duyum, bize duyularımız aracılığıyla ulaşandır.

 

5 duyu ile algılamadır.

 

Duyu-algılama olarak duyum işlevi, kendi nedeni olan nesneye, aynı zamanda da alıcıya bağımlıdır.

 

Duyumun diğer işlevlerden önde geldiği kişiye «duyum tipi» denir.

 

Duyum tipi, hiçbir nesnel duyuştan uzak değildir.

 

Duyum tipi, her şeyi olduğu gibi alır.

 

Duyum tipi, yaşam deneylerini ne eksik ne fazla, aynen kabul eder.

 

Duyum tipi için, bir birdir, iki de iki. Herhangi bir değerlendirme yapmaz.»

 

Jolande Jacobi, duyum işlevinin «olayları değişik açılarla değil, olduğu gibi kavradığını» söyler. Duyum işlevi, “gerçeğin” duyumudur. Fransızca’da «fonction du réel», yani gerçeğin işlevidir.

 

Fordham duyum işlevinin zevkle bağlantısından bahseder:

«Duyum tipi için önemli olan duyuş gücü ve zevkidir.

 

Duyum tipi, olgular üzerinde ısrarlı tavırlara sahiptir.

 

Duyum tipi, sakindir hatta duygusuzdur.

 

Duyum tipi, rahattır ve zevke düşkündür.

 

Duyum tipi, duyuları gereğinden çok önemser.

 

Bu sebeple duyum tipi, zevk düşkünü olup durmadan yeni zevkler peşinde koşan zevk arayıcısı hâline gelebilir.

 

Duyum tipi için, duyuşu yaratan nesne ve yaşanan duyuş önemlidir.»

 

Jung, duyum işlevini «akıldışı» bir işlev olarak tanımlar.

 

Duyum işlevi, akıldışı işlevdir. Duyum, temel fenomendir. Bu sebeple, a priori edilinir. Aklın yasalarına tabi değildir.

 

Jung «akıldışı» terimini, aklın ötesinde anlamında kullanır. Akla dayanmayan şeyler, akıldışıdır. Jung, «Dünya’nın bir Ay’ı olması» ya da «suyun 100 santigratta kaynaması» gibi temel olguları, akıldışı kategorisine sokar. 

 

Akıldışı işlev, nesneyi bütün halinde kabul eder.

 

Akıldışı işlev, varsayılanı değil gerçekte var olanı kabul eder.

 

Duyum işlevi, akıldışıdır; çünkü Jung’un ifadesiyle «olayların akışının mutlak algısında tamamlanan bir işlevdir.»

 

Duyum işlevi, doğası gereği her muhtemel olaya «tepki» verecektir.

 

Bu sebeple duyum işlevi, akli yönlendirmeden yoksundur. Aklın yasalarına uyum göstermez.

 

Jolande Jacobi, duyum işlevinin «irrasyonel» bir işlev olduğunu söyler, yani «akıldışı» niteliğinin altını çizer.

 

Duyum işlevi, akıl yürütmeye dayanmaz.

 

Duyum işlevi, ratio’ya (oran’a) yer vermez.

 

Duyum işlevi, yargılarla faaliyet göstermez.

 

Duyum işlevi, yorumlanmamış ve değerlendirilmemiş algılarla faaliyet gösterir.

 

Frieda Fordham, duyum işlevinin «akılcı olmadığını» söyler. Duyum işlevinin, duyularla olan deneyimlerinde çok az mantık vardır.

 

 

Jung’un «duyum işlevi» için belirttiği nitelikleri özetleyelim:

-Fiziksel uyarıyı algılar

-5 Duyu algısıdır

-Duyu organları ve beden duyularıyla ilgilidir

-Dış nesneyi ve iç uyaranı algılar

-Bedendeki değişiklikleri algılar

-Fizyolojik uyaranları temsil eder

-Duyuşu yaratan nesne ve yaşanan duyuş önemlidir

-Fiziksel temele dayanır

-Fiziksel “gerçeğin” duyumudur

-Fiziksel olgular üzerinde ısrar eder

-Fiziksel duyuları gereğinden çok önemser

-Tüm nesnel duyuşa yakındır

-Nesneyi bütün halinde kabul eder

-Her şeyi olduğu gibi alır

-Olayları değişik açılarla değil, olduğu gibi kavrar

-Fiziksel yaşam deneylerini ne eksik ne fazla, aynen kabul eder

-Değerlendirme yapmaz

-Yargılarla faaliyet göstermez.

-Yorumlanmamış ve değerlendirilmemiş algılarla faaliyet gösterir

-Akıldışıdır

-Mantık ile bağlantılı değildir

-İrrasyonel’dir

-Ratio’ya (oran’a) yer vermez

-A priori edilinir

-Aklın yasalarına tabi değildir

-Aklın ötesindedir

-Akla dayanmaz

-Akli yönlendirmeden yoksundur

-Akıl yürütmeye dayanmaz

-Varsayılanı değil gerçekte var olanı kabul eder

-Olayların akışının mutlak algısında tamamlanır

-Tepki verir

-Zevkle bağlantılıdır

-Duyuş gücünü ve zevki önemser

-Zevk düşkünüdür

-Durmadan yeni zevkler peşinde koşar

-Zevk arayıcısı hâline gelir

-Sakindir

-Rahattır

 

Duyum işlevi astrolojide toprak elementine (🜃) tekâbül eder.

 

Toprak elementi kuru ve soğuk tabiatta bir elementtir.

 

Oğlak, Boğa ve Başak burçları toprak elementindeki burçlardır.

 

Toprak elementi (🜃), dişil bir prensiptir. Barış İlhan, toprak elementinin «dişil, pasif ve karanlık” olduğunu söyler. Stephen Arroyo, toprak elementinin «dişil ve alıcı» olduğunu belirtir.

 

Toprak elementi (🜃) ayrıca soğuk tabiattadır. Barış İlhan’ın ifadesiyle, soğuk benzemeyenleri birleştirir. Tözleri merkeze doğru çeker. İçe doğru çeker. Soğuk, birleştiren, sentetik bir prensiptir. İçe yönelik, içine çeken, emen bir güçtür. Ayırt etmez. Konsantre eder, odaklar ve bir noktada toplar. Çin felsefesinde «Yin» enerjisidir. «Yerçekimidir. Yer çekiminin etkisinde odaklayıp en alt düzeyde toplamak ve biriktirmek ister.» Stephen Arroyo, toprak elementinin «biriktirmek ve toplamak» özelliğinden bahseder. Toprak elementinin bu ayırmayan, benzemeyenleri birleştiren, sentetik, bir noktada toplayan ve biriktiren özellikleri, Jung psikolojisinde «duyum işlevinin» bütünsel algısıyla örtüşür. Duyum işlevi, «nesneyi bütün halinde kabul eder.» Duyum işlevi, «her şeyi olduğu gibi alır. Olayları değişik açılarla değil, olduğu gibi kavrar. Fiziksel yaşam deneylerini ne eksik ne fazla, aynen kabul eder.» Bu özellikler soğuk tabiattaki toprak elementinin ve ona tekâbül eden duyum işlevinin, bütünsel, ayırmayan, birleştiren ve sentetik sıfatlarını vurgular.

 

Soğuk tabiatta olan ve dolayısıyla dişil bir prensibi temsil eden toprak elementi (🜃), pasiftir. Edilgendir. Eylemsizdir. Bu pasif nitelik, Jung psikolojisinde «duyum işlevi» için de geçerlidir. Duyum işlevi, «değerlendirme yapmaz. Yargılarla faaliyet göstermez. Yorumlanmamış ve değerlendirilmemiş algılarla faaliyet gösterir.» Görüldüğü gibi hem toprak elementi, hem de duyum işlevi pasiftir, alıcıdır.

 

Bu sebeple toprak elementi ve duyum işlevi, akıldışıdır.

 

Jung psikolojisinde, duyum işlevi «akıldışı» bir işlevdir. Jung, duyum işlevinin, «mantık ile bağlantılı olmadığını», «irrasyonel olduğunu» ve «ratio’ya (oran’a) yer vermediğini» belirtmiştir. Duyum işlevi, «aklın yasalarına tabi değildir. Aklın ötesindedir. Akla dayanmaz. Akli yönlendirmeden yoksundur. Akıl yürütmeye dayanmaz. Varsayılanı değil gerçekte var olanı kabul eder.»

 

Astrolojide toprak elementinin (🜃) niteliklerine baktığımızda, «duyum işleviyle» benzer özelliklere sahip olduğunu görürüz.

 

Astrolojide toprak elementinin (🜃) özelliklerini Barış İlhan’ın tanımlarıyla okuyalım.

 

Barış İlhan, toprağın, yani «yeryüzünün, eski kültürlerde, eskiden beri dört köşesi, dört direği olan bir kare» olarak düşünüldüğünü söyler. Yani toprak maddenin haçını, madde dünyasını temsil eder. Bu özelliğiyle fiziksel dünyadır. Fiziksel olan her şeyi kapsar.

 

Toprak elementi (🜃), kuru ve soğuk tabiattadır. Barış İlhan’ın ifadesiyle, «pasif, edilgen tarzda biçim empoze eder.» Yapılandırır.

 

Toprak elementi (🜃), öncelikle kuru tabiattadır. Kuru tabiat, Barış İlhan’ın ifadesiyle «katılık» özelliğilidir. Bir şeye biçim verir. «Bir şeyi tezâhür ettirir.» Ete kemiğe bürünmesini sağlar. «Kendi biçimini tanımlar. Yapılandırır.» Somutluğu ve gerçekçiliği gösterir.

 

Bu sebeple toprak elementi, «maddileşmenin, gerçekleşmenin, [ete kemiğe bürünmenin], yapının, fiziksel dünyanın, kristalize olmanın, realizmin (gerçekçiliğin), uygulamanın, [pratiğin], faydacılığın ve pragmatizmin elementidir. Toprak elementi, «fiziksel formlar dünyasıdır. Maddi dünyayı kullanabilme ve uygulama kapasitesini gösterir.»

 

Stephen Arroyo, toprak elementini (🜃), «fiziksel duyularla ve maddi dünyanın gerçekliği ile temas hâlinde olmak» şeklinde tanımlar. Toprak elementi, «kendi duyularına güvenir. Duyuların gerçek olduğunu kabul ettiği biçimler dünyasıyla uyum içindedir. Maddi dünyanın nasıl işlediğini anlar.»

 

Jung psikolojisinde bu fiziksel özellik «duyum işlevine» aittir. Jung, duyum işlevinin, «fiziksel uyarıyı algıladığını belirtmiştir.» Duyum işlevi, «5 Duyu algısıdır.» Duyum işlevi, «duyu organları ve beden duyularıyla ilgilidir. Bedendeki değişiklikleri algılar. Fizyolojik uyaranları temsil eder. Jung psikolojisinde duyum işlevi, «fiziksel temele dayanır. Fiziksel “gerçeğin” duyumudur. Fiziksel yaşam deneyimler.» Görüldüğü gibi, hem toprak elementi, hem de duyum işlevi fiziksel dünya ile, yani madde dünyasıyla ilgilidir.

 

Stephen Artoyo, toprak elementinin (🜃), «maddi dünyayla ilgilenmeyi, her şeyin göründüğü gibi olduğunu» zannedecek kadar abartabileceğini söyler. Bu tehlike Jung psikolojisinde «duyum işlevi» için de geçerlidir. Duyum işlevi, «her şeyi olduğu gibi alır. Olayları değişik açılarla değil, olduğu gibi kavrar. Fiziksel yaşam deneylerini ne eksik ne fazla, aynen kabul eder. Bu fiziksel olgular üzerinde ısrar eder. Fiziksel duyuları gereğinden çok önemser.» Görüldüğü gibi, hem toprak elementi hem de duyum işlevi, fiziksel dünyayı olduğu gibi kabul edip, tüm gerçeği bu fiziksel olgudan ibaret sanma tehlikesine sahiptir.

 

Astroloji’de toprak elementinin (🜃), Jung psikolojisinde «duyum işlevine» tekâbül ettiğini Carl Gustav Jung, Barış İlhan ve Stephen Arroyo’nun tanımlarını karşılaştırarak gösterdik.

 

Bir hipotez olarak, Jung psikolojisindeki «duyum tipi»nin Astrolojide Doğum Haritasında toprak elementi fazlalığına tekâbül ettiği önerilebilir.

 

Bu hipotez çok sayıda Doğum Haritası Danışmanlığından gelecek ampirik veriyle test edilmelidir.

 

Efe Erten, 29 Eylül 2020, İstanbul

 

Gravür: "Ateş Semenderi", 16.yüzyıl;  "Slyph. Adieu, malheureux Amants; je ne puis plus rien pour vous.”, 18. yüzyıl, Clement Pierre Marillier, Remi Henri Joseph Delvau; “Gnom”, 19. yüzyıl; "Undine”, 19. yüzyıl, Paton Joseph Noel

 

Kaynakça

 

Arroyo, Stephen. Astroloji, Psikoloji & Dört Element, Barış İlhan Yayınevi, 2000

 

Fordham, Frieda. Jung Psikolojisinin Ana Hatları. Say Yayınları, 2019

 

İlhan, Barış, Astroloji Dersleri, İlhan Yayınevi, 2004

 

Jacobi, Jolande. C.G. Jung Psikolojisi, İlhan Yayınevi, 2002

 

Jung, Carl Gustav. 6 Psychologische Typen. H.G. Baynes, Princton University Press, 1976

 

Jung, Carl Gustav. Analitik Psikoloji Sözlüğü. Pinhan Yayınları, 2016

© 2020 by Efe Erten Astrolojik Danışmanlık. 

  • w-facebook
  • Twitter Clean
  • Beyaz Instagram Simge
  • Beyaz YouTube Simgesi
  • Beyaz Blogger Simge

 / Istanbul, Turkey