Kolektif Bilinçdışının Arketip Külliyatı olarak Astroloji

Kolektif Bilinçdışının Arketip Külliyatı olarak Astroloji

 

 

Bu yazıda Jung’un kolektif bilinçdışı, arketip ve mit kavramlarının bir örneği olarak Astroloji incelenecektir.

 

Öncelikle kolektif bilinçdışı, arketip ve mit kavramlarını, Frieda Fordham’ın, Jung’un tüm çalışmalarından özetlediği şekliyle okuyalım:

 

«Jung psikolojisinde «Arketipik», yaşamı insanlığın geçmiş tarihince koşullanmış bir biçimde kavramak ve yaşamak eğilimidir.

 

Jung Psikolojisinde «arketip», bilincin ortaya çıkmasından önceden var olan kavrayış biçimleridir. Sezginin doğuştan gelme koşullarıdır.

 

Arketip, sezgi ve kavrayışı insana özgü biçimlere zorlar.

 

Arketipler bilinçdışıdır.

 

Bizler, arketipleri ruhun içinde tekrar ortaya çıkan belirli tipik imgeler yoluyla fark ederiz.

 

Arketipler, insan beyninin ve bilincinin hayvan düzeyinden çıkıp gelişmekte olduğu binlerce yıl boyunca biçimlenmiştir.

 

Arketipler, tipiktir.

 

Arketipler, önemli bir sembol oluştururlar.

 

Kolektif bilinçdışının kanıtları, mitolojik imajlardır.

 

Normal insanın rüyalarında, bu mitolojik imajların açık izlerine rastlanılabilir.

 

İnsan, bu imajlar üzerine hiçbir bilinçli bilgiye sahip olmasa da şaşırtıcı bir biçimde bu mitolojik imajları geliştirir.

 

Jung örnek olarak, akıl hastanesinde bir hastasının, hiçbir bilgiye sahip olmamasına rağmen, henüz çözümü yapılıp basılmamış Grekçe eski bir metindeki mitolojik imajı ürettiğini vermektedir. Hastası 1906 yılında, 1910’da ilk defa çevrilen bir Grekçe metindeki mitolojik imajı üretmiştir.

 

Bu örnek, arketiplerin kolektif bilinçdışında yer aldığını ve kalıtsal olarak nesilden nesile aktarıldığını gösterir.

 

Mitler, insan doğasının en temel açıklanış biçimleri olarak kabul edilir.

 

Mitin ruhu, yani temsil ettiği yaratıcı dürtü, ifade ettiği ve uyandırdığı duygular, ve ana fikri bilinçdışından gelmektedir.

 

Mitler, Güneş’in doğuşu veya ilkbaharın gelişi gibi doğa olaylarını açıklamaya çalışıyor olabilir.

 

Ancak mitler sadece bunu açıklamaz.

 

Mitler, insanın bütün bu olayları nasıl gördüğünün bir açıklamasıdır.

 

Bu mitin duygusal içeriğidir.

 

İlkel insanlar kendileriyle çevreleri arasında kesin ayrım yapmazlar. Buna “gizemli katılış” denir.

 

Bu dışarıda olan her şeyin içeride, içeride olan her şeyin dışarıda olmasıdır.

 

Bu sebeple, mit sadece Güneş’in doğması gibi bir doğa olayını açıklamaz; aynı zamanda insanların bu olay esnasında hissettikleri duyguların da bir belirtisidir.

 

Mitler, kolektif bilinçdışının doğrudan bir anlatım biçimidir.

 

Benzer biçimlerde bütün insanlar arasında ve bütün çağlarda bulunur.

 

İnsan, mit yaratma gücünü kaybettiğinde, varlığının yaratıcı güçleriyle olan bağlantısını yitirir.

 

Din, şiir, folklor ve peri masalları bu güce dayanır.

 

İlkel dinlerde arketipik yapı daha belirgindir.

 

Arketiplerin, kendilerine ait bir güçleri ve enerjileri vardır; hareket ederler, konuşurlar, kavrayışları ve amaçları vardır.

 

Arketipler bizi büyüler ve bilinçli niyetimizi bütünüyle karşıt bir eyleme doğru sürükler.

 

Arketipler, hem yaratıcılık hem de yıkıcılık esinleyebilirler.

 

Çünkü arketipler «insanlığın, geçmişte ve şimdi üzerinde büyüdüğü, Tanrılarını ve şeytanlarını yarattığı, onlar olmaksızın insanın insan olamayacağı, etkili ve güçlü düşüncelerinin bütününü dile getiren gizli hazinesidir.»

 

Bilinçdışı, bilincin ve insanlığın yaratıcı ve yıkıcı ruhunun kaynağıdır.» (Fordham, 2019)

 

-•—•-•-•—•-

 

Fordham’ın özetlediği şekliyle, arketip, bilincin ortaya çıkmasından önceki döneme aittir. İlkel kavrayış biçimidir.

 

Arketipler, kolektif bilinçdışında yer alır.

 

Kolektif bilinçdışı insanın ruhunun bir parçasıdır.

 

İnsan ruhu, bilinçli ve bilinçdışı diye iki bölüme ayrılır. Bilinçli kısımda Ego, bireysel bilinçdışında Gölge yer alır. Bireysel bilinçdışının da altında, daha geniş, kitlelerle paylaşılan kolektif bilinçdışı yer almaktadır.

 

Kolektif bilinçdışının varlığını, evrimle açıklayabiliriz.

 

Vücudumuzda, evrim artığı olarak kalmış çeşitli organlar vardır. Bunlar fiziksel evrimin aşamalarının ve evrelerinin birer kanıtı olarak vücudumuzda hâlâ yer almaktadır.

 

İnsan ruhu da aynı evrim sürecine tabi olmuştur. Bu sebeple insan ruhunda da, evrimin artığı olarak kalmış ve daha önceki aşamaların kanıtı olan parçalar vardır.

 

Kolektif bilinçdışı, bu şekilde bir evrim artığı olarak insan ruhunda evrimden kalan izdir.

 

Kolektif bilinçdışı, henüz bilincin gelişmediği bir döneme aittir. İnsanın hayvandan ayrıştığı andan bugüne kadar milyarlarca yıllık evrime tabi olmuştur. Bu evrimin kalıntısıdır. Bu evrimin izlerini taşır.

 

Arketipler, belirli tipik bir imge şeklinde insanın ruhun içinde tekrar tekrar ortaya çıkar.

 

Arketipler, semboliktir.

 

Arketipin en iyi örneği mitolojik imajlardır.

 

İşte bu nokta bizi Astroloji’ye getirmektedir.

 

Astroloji, aynı mitoloji gibi insanların binlerce yıl ruhsal yatırım yaptığı bir külliyattır.

 

Kökeni Arketip gibi bilincin ortaya çıkmasından öncesine dayanır.

 

İnsanlık, binlerce yıl yıldızları, Güneş’in günlük dönüşünü, yıllık hareketiyle mevsimleri yaratmasını ve gezegenlerin döngüsünü gözlemlemiştir.

 

Bu gözlemini açıklamak için mitler yaratmış ve bu mitlerle «bu olayları nasıl gördüğünü açıklamıştır.»

 

Astroloji de aynı mit gibidir. Astroloji, bu gözlemi mitolojik karakterlerin hikayeleri aracılığıyla değil; bunun yerine formüle edilmiş teknikler, kurallar, yasalar ve tanımlar aracılığıyla açıklar. Astroloji bu açıklamayı yaparken, buna insanların «bu olayları nasıl gördüğünü» de kaydeder.

 

Yani aslında Astroloji, insanların binlerce yıldır yıldızları, Güneş’i, Ay’ı ve gezegenleri nasıl gördüğünün bir kaydıdır.

 

Mitin duygusal bir içeriği vardır. Aynı şekilde Astroloji de duygusal bir içeriğe sahiptir. İnsanların binlerce yıldır yıldızları, gezegenleri, Güneş’i ve Ay’ı gözlemleyip, bu döngülerle eşzamanlı hissettiği duyguları ve psikolojik süreçleri içerir. Astroloji, bu açıdan, insanlığın binlerce yıllık duygu kaydıdır.

 

Astrolojinin geliştiği dönemde ilkel insanlar kendileriyle çevreleri arasında kesin ayrım yapmıyordu.

 

«Dışarıda olan her şeyin içeride, içeride olan her şeyin dışarıda olması» ilkesi kabul ediliyordu.

 

Bu sebeple Astrolojinin de bir parçası olduğu Hermetik İlimlerin ilk metni olan “Zümrüt Tablet”de bu ilke şöyle yazılmıştır:

«Yukarıda ne varsa, aşağıda da o vardır.»

 

İnsan ve çevresi, tek bir bütün olarak kabul edilmektedir.

 

Makrokozmos, mikrokozmos’tur.

Mikrokozmos, makrokozmos’tur.

 

Böylece, insan, ruhunun bilinçli kısmını farkında olarak yaşarken, bilinçdışı kısmını yıldızlara yansıtır.

 

İnsanlık, kolektif bilinçdışını Güneş’e, Ay’a, gezegenlere ve takım yıldızlara yansıtır.

 

Bu sebeple Astroloji, insanlığın kolektif bilinçdışıdır.

 

Astroloji, insanlığın binlerce yıllık evriminin izlerini, kalıntılarını ve tortularını taşır.

 

Astroloji, insanın ruhunun geçirdiği tüm evrim aşamalarını içerir. Spesifik olarak, ruhun ilkel dönemlerden kalan kısmı olan Kolektif Bilinçdışı’nı içerir.

 

Astroloji, insanlığın hissettiği duyguların yıldızlarda depolandığı bir kayıttır.

 

Astroloji, kolektif bilinçdışının doğrudan bir anlatım biçimidir.

 

Astroloji, kolektif bilinçdışının lisanıdır.

 

Astroloji, yöresel küçük teknik farklılıklara sahip olsa da, çok büyük oranda benzer biçimlerde bütün insanlar arasında ve bütün çağlarda bulunur.

 

Çin Astrolojisi, Mezopotamya Astrolojisi, Mezo-Amerika Astrolojisi ve Hint Astrolojisi bu «her zaman her yerde» oluşun örnekleridir.

 

Astroloji, insanın mit yaratma gücünün bir örneğidir. «İnsan, mit yaratma gücünü kaybettiğinde, varlığının yaratıcı güçleriyle olan bağlantısını yitirir.» Bu sebeple, günümüzde Astrolojik lisanın küresel topluluk içinde günlük hayatta canlılığını hâlâ koruması, yaşaması, insanlığın hâlâ yaratıcı güçleriyle olan bağlantısının kanıtıdır. Bu güncel canlılık mutluluk vericidir!

 

Astroloji, bir Arketipler külliyatıdır.

 

Bu Arketiplerin, kendilerine ait bir güçleri ve enerjileri vardır. Astrolojinin, Doğum Haritası Analizi vasıtasıyla bir insanın kendini tanımasında rehberlik edebilme başarısı, bu güce dayanır. Aynı şekilde Astrolojinin, güncel gezegen döngülerini açıklayarak tüm insanlığın içinden geçilen süreci anlamlandırmasına yardım edebilme başarısı bu güce dayanır.

 

Arketipler «insanlığın, geçmişte ve şimdi üzerinde büyüdüğü, Tanrılarını ve şeytanlarını yarattığı, onlar olmaksızın insanın insan olamayacağı, etkili ve güçlü düşüncelerinin bütününü dile getiren gizli hazinesidir.»

 

Astroloji, bu hazinenin en kıymetli parçalarından biridir.

 

Astroloji, kolektif bilinçdışının yansıtıldığı çok önemli bir kayıttır; bu sebeple insanlığın yaratıcı ve yıkıcı ruhunun kaynağıdır.

 

İnsan, modern çağda hâlâ hem bilinçli hem de bilinçdışı kısımları olan bir ruha sahiptir. Eylemlerinin sadece küçük bir kısmını bilinçli belirleyebilmektedir; ancak hâlâ büyük bir kısmı bilinçdışı tarafından koşullandırılmaktadır. Bu bilinçdışı unsurun kaydedildiği kolektif bir kayıt olarak Astroloji, tam da bu sebeple modern çağda hâlâ güncelliğini korumaktadır ve gereklidir. İnsanlık, farkında olmadığı, ortak bilinçdışını bilince getirmek ve kimliğine bütünlemek için bu tarihi kayıttan rehberlik almalıdır. Binlerce yıllık evrim sürecinde kaydedilmiş bu anılar, duygular ve psikolojik süreçler, şimdi modern insanın kolektif bilinçdışını anlamlandırması için kadim bir rehber olarak tekrar bilgeliğini paylaşmaya hazırdır.

 

Efe Erten, 19 Eylül 2020, İstanbul

 

Tablo: “The Astronomer“, c. 1668, Johannes Vermeer

 

Kaynakça

 

Fordham, Frieda. Jung Psikolojisinin Ana Hatları. Say Yayınları, 2019

© 2020 by Efe Erten Astrolojik Danışmanlık. 

  • w-facebook
  • Twitter Clean
  • Beyaz Instagram Simge
  • Beyaz YouTube Simgesi
  • Beyaz Blogger Simge

 / Istanbul, Turkey