Jung Psikolojisinde «Bireyleşme» ve Doğum Haritasını Bütünleme

Jung Psikolojisinde «Bireyleşme» ve Doğum Haritasını Bütünleme

 

Jung psikolojisinin en önemli kavramı «bireyleşme»dir.

 

«Bireyleşmeyi», Frieda Fordham’ın, Jung’un tüm çalışmalarından özetlediği şekliyle okuyalım:

«Bireyleşme, iyileşmedir.

 

Bireyleşme, kendisini, giderek bütünselliğin arayışı (gizemli “bütünleşmiş” insan varlığı) olarak tanımlayan, ve ruhun bilinç ve bilinçdışı yönleri arasında bir bağ kurulmasını gerekli kılan amaçtır.

 

Bireyleşme, Tanrı’nın içimizde varoluşu ya da “öz”ün arketipinin tümüyle deneylenişidir.

 

Bireyleşme, acı çekmeden ulaşılamayacak bir aşamadır.

 

Bireyleşme, sıradan insanların göz ardı ettiği birçok şeyin özgürce kabul edilmesini gerektirir.

 

Bireyleşme, insanın bütünlüğünü amaçlar.

 

Bütün insan olmak, kişiliğin göz ardı edilmiş yönleriyle uzlaşmaya varmaktır.

 

Bu yönler, genelde aşağı yönlerdir.

 

Bireyleşmede, bilinç ve bilinçdışı eşit olmalıdır.

 

Bilinç, mantığını savunmalıdır.

 

Bilinçdışının, karmaşık yaşantısına kendi yolunu izleyebilme fırsatı verilmelidir.

 

Bireyleşme, bu aynı anda yürütülen çelişki ve işbirliğidir.

 

Bilinçdışı ve bilinç arasında, insan kırılmaz bir bütün, bir “birey” durumuna gelir.

 

Bütün olmuş bir insan, bir bireydir.

 

Bireyleşmeyi sağlamış kişi, kendi özgün kişiliğinin farkında olmasıyla ve bilinçdışını kabullenmesiyle, tüm canlılarla, hatta inorganik madde ve evrenle olan kardeşliğini gerçekleştirmiştir.

 

Bireyleşme süreci, psikolojik bir yolculuktur.

 

Yolculuk:

-Çaba gerektirmektedir.

-Tehlikeli olabilir.

 

Bazen daireler çizip defalarca aynı yerde dönülür.

 

Bireyleşme yolculuğunda, yolculuğa çıkan kişinin önce kendi “gölge”siyle tanışması gerekir.

 

Gölge, ürkütücü ve güçlüdür.

 

İnsanın, bu ürkütücü ve güçlü yönüyle birlikte yaşamayı öğrenmesi gerekir.

 

Karşıtların uyumu olmazsa, bütünleşme sağlanamaz.

 

Karşıtlar arasında uyumu bulan insan, sonunda, “öz”ü bulacaktır.»

 

Fordham’ın özetinden, bireyleşmenin amacının bütün insan olmak olduğunu anlıyoruz. Bu amacı gerçekleştirmek için de bilinç ve bilinçdışı arasında bir bağ kurulmalıdır. Ancak kendi karanlık yönünüyle tanışmış, bunu kabul etmiş ve kişiliğine bütünlemiş kişi bütün olabilir. Bu başarıldığında “öz” deneyimlenir. Bireyleşmeyi sağlamış kişi, tüm evrenle birliği gerçekleştirmiştir.

 

Bireyleşme bir «Yol»dur. Kişi, karanlığıyla birlikte yaşamayı öğrenir. Kişi aydınlığını ve karanlığını uzlaştırır. Karşıtların uyumu olmazsa, bütünleşme sağlanamaz. Karşıtların uyumu sağlandığında, aynı anda bir çelişki ve işbirliği yaşanır. Kişi kırılmaz bir bütün, bir birey olur. “Öz”ü deneyimler.

 

Doğum Haritası Danışmanlığın amacı bireyleşmedir.

 

Doğum Haritası Danışmanlığında, danışan Doğum Haritasındaki bilinçli ve bilinçdışı unsurlarla tanışır. Bunlardan en önemlisi bilinçdışı materyaldir. Danışan, kendisinin farkında olmadığı, bastırdığı, unuttuğu ve bilinçdışına ittiği yönleriyle tanışır. Bu «aşağı yönlerini» fark eder. Bunları diğer insanlar ve durumlar üzerinde «yansıtma» süreçleriyle yüzleşir. Yansıtmalarını geri çeker. Böylece, kendi «Gölge»siyle tanışır. Onu kabul eder. Onunla yaşamayı öğrenir. Onu kendine bütünler. Bu şekilde bilinçdışı ve bilinçli yönlerini bir uyum içinde ifade eder. Doğum Haritasını bütünler.

 

«Bütün İnsan» olur. «Öz»ünü deneyimler.

 

Kendini bilir.

-•—•-•-•—•-

Fordham, bireyleşme yolculuğunda, kolektif bilinçdışının arketiplerinin büyüleyici etkisi altında kalma tehlikesinden bahseder:

«Bireyleşme yolculuğunda,

Yolcu, kolektif bilinçdışının arketipleriyle de karşılaşacaktır.

 

Kolektif bilinçdışının arketiplerinin çekimine kapılma tehlikesi vardır.

 

Arketiplerin büyüleyici etkisine boyun eğilebilir.

 

Arketiple özdeşleşip takılıp kalma tehlikesine karşı dikkat edilmelidir.

 

Bu durumda, analizcinin işi, aklın gözü önünde, tehdit edici biçimde ortaya çıkan bu imajları daha anlaşılabilir bir biçimde sunmaktır.

 

Bu imajların, psikolojik bakımdan açıklığa kavuşturulması gerekir.

 

Mitoloji, bir arketip hazinesidir.

 

Bu arketip biçimlerinin, yardımcı paralellikleri ve aydınlatıcı karşılaştırmaları kullanılarak, bilinç yatıştırılır ve arındırılır.

 

Jung, imajları daha anlaşılaşılabilir bir biçimde sunmak amacı için mitolojik paralelliklerden yararlanmaktadır.

 

Analizin süreci sırasında ortaya çıkacak şeylere ilgi ve sevgi duyulmalıdır.

 

Analizci, elindeki gereç üzerinde, onu tanımlayarak, biçimlendirerek ve örneklendirerek çalışmalı ve onu ilgi ile izlenebilecek ve araştırılacak, içindeki gizli anlamı keşfedebilecek bir biçime getirmek için her türlü yolu kullanarak uğraşmalıdır.

 

Analizci, dönüşümü amaçlar.»

 

Fordham’ın özetlediği şekliyle bireyleşme yolculuğundaki en büyük tehlikelerden biri arketipin etkisi altına girmektir. Bu tehlikeyi bertaraf etmek için Jung, mitolojiyi kullanmayı önermektedir. Mitoloji, bir arketipler hazinesidir. 

 

Mitoloji gibi Astroloji de bir arketip hazinesidir. Arketiplerin etkisi altına girme tehlikesini bertaraf etmek için mitoloji gibi Astroloji de kullanılmaktadır. Astroloji, Güneş, Ay, Doğum Haritası (Güneş Çarkı), Gezegenler (Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn), sabit yıldızlar (Castor, Pollux, Algol, vb.) ve Güneş’in ufuktan doğuşu, en yüksek noktaya tırmanışı ve batışı gibi arketipsel imajlardan oluşur.

 

Jung psikolojisinde, analizcinin amacı, arketipleri daha anlaşılabilir bir biçimde sunmaktır. Bu imajları, psikolojik bakımdan açıklığa kavuşturmaktır.

 

Astroloğun amacı da analizci gibi, Astrolojik arketipleri daha anlaşılabilir bir biçimde sunmaktır. Örneğin, Koç burcu bir arketiptir. Astrolog, Koç burcu arketipinin ifade ettiği psikolojik süreci, psikolojik amaçları, sağlıklı yönleri ve gölgeleri açıklayarak, arketipi anlaşılır bir hâle sokar, psikolojik bakımdan açıklığa kavuşturur. Aynı şekilde Venüs, bir arketiptir. Astrolog, Venüs arketipinin ifade ettiği psikolojik fonksiyonu, gücü, sağlıklı yönlerini ve gölgeleri açıklayarak, arketipi anlaşılır bir hâle sokar, psikolojik bakımdan açıklığa kavuşturur.

 

Analizci, mitolojideki arketip biçimleriyle, benzerlikler kurarak ve karşılaştırmalar yaparak bunları aydınlatır. Astrolog, Astrolojik arketip biçimlerini astroloji külliyatındaki teknikler, tanımlar, açıklamalar, kurallar, kaideler ve metodlar ışığında açıklar ve aydınlatır. Doğum Haritasındaki Astrolojik arketiplerle danışanın kişiliği, kişisel özellikleri ve kişisel deneyimleri arasında benzerlik kurar ve karşılaştırmalar yapar. Bunları aydınlatır. Böylece danışan bilinçli ve bilinçdışı yönlerini tanımış olur. Hem aydınlığıyla hem de karanlığıyla birlikte yaşar.

 

Analizci, bulacağı materyale ilgi ve sevgi duymalıdır.

 

Analizcinin yapması gereken, materyali:

-Tanımlamak

-Biçimlendirermek

-Örneklendirmek

-Çalışmaktır.

 

Analizci, bulduğu materyali dönüştürmeyi amaçlar. Bunun için öncelikle bu materyali izlenebilecek ve araştırılacak hâle getirmelidir. Bulduğu materyali, içindeki gizli anlamı keşfedebilecek bir biçime getirmelidir. Materyali dönüşüm sürecine sokmalıdır. Dönüşüm sürecinde, onu izlenecek, araştırılacak ve içindeki gizli anlamı keşfedilebilecek hâle getirmek için her türlü yolu kullanmalıdır, uğraşmalıdır. Analizci, dönüşümü amaçlar.

 

Astrolog da aynı şekilde, Doğum Haritası Analizi sırasınca karşılaşacağı bütün bulgulara karşı sevgi duymalıdır.

 

Doğum Haritasının bütünündeki tüm detayları, unsurları, temaları, bilinçli parçaları ve bilinçdışı materyali:

-Tanımlamalıdır.

-Biçimlendirmelidir.

-Örneklendirmelidir.

-Çalışmalıdır.

 

Astrolog, bu bulguları aydınlatarak, açıklayarak ve anlamlandırarak, danışanın o anda tanışacağı materyali dönüştürmesine rehberlik etmeyi amaçlar.

 

Danışanın dönüşümüne bu şekilde eşlik etmek için Astrolog öncelikle bu materyali izlenebilecek ve araştırılacak hâle getirmelidir.

 

Doğum Haritasındaki gezegenleri, burçları, evleri, açıları ve tüm unsurları, danışanın açıkça izleyebileceği ve araştırabileceği bir hâle getirmelidir. Yani Türkçe, insanın hayatında karşılaştığı kavramlarla, sıfatlarla ve örneklerle açıklamalıdır. Böylece danışan, kendi bilinçli ve bilinçdışı yönlerini izleyebilir ve araştırır.

 

Astrolog, Doğum Haritasında bulduğu materyali, içindeki gizli anlamı danışanın keşfedebileceği bir biçime getirmelidir. Böylece danışan Doğum Haritasında Güneş’in, Ay’ın, gezegenlerin ve yıldızların içerdiği gizli anlamı keşfedebilir. Bu kendi içindeki gizidir. Kendi gizli yönlerini, farkında olmadığı bilinçdışı süreçlerini keşfeder. Onları yeniden hatırlar, bilince getirir, kabullenir ve kişiliğine bütünler. Doğum Haritasını bütünler. «Bütün İnsan» olur. Birey olur.

 

Astrolog, böylece danışanın dönüşüm sürecine eşlik eder. 

 

Astrolog ve danışan, dönüşümü amaçlar.

-•—•-•-•—•-

Fordham, Jung’un bireyleşme sürecinin temelini oluşturan Çin mistisizminden bahseder:

«Çin mistisizminde, evren ve insan ortak yasalara bağlıdır.

 

İnsan, evrenin bir minyatürüdür.

 

İnsan, sonsuz evrenden kesin sınırlamalarla ayrılmış değildir.

 

Aynı yasalar evren için de insan için de geçerlidir.

 

Evren ve insan arasında bir «Yol» vardır.

 

Ruh ve evren, iç ve dış dünyalar gibi birbiriyle ilişkilidir.

 

Ruh, mikrokozmostur.

Evren, makrokozmostur.

 

Bu nedenle, insan tüm evrensel olaylara doğal olarak katılır.

 

Dıştan olduğu gibi içten de onlarla iç içedir.

 

Böylece «Yol», insana egemen olur.

 

Bölünmez bir bütün olan «Yol», çelişen iki gerçeklik ilkesi olan Karanlık ile Aydınlıktır.

Yin ile Yang’tır.

 

“Altın Çiçek Meditasyonu”, bu karşıtların uzlaşması yöntemidir.»

Fordham, Jung’un bireyleşme kavramını temellendirdiği Çin mistisizminde insanın, evrenle «Bir» görüldüğünü açıklar. Evren ve insan arasında makrokozmos ile mikrokozmos arasındaki ilişki vardır. Bunlar Bir’dir. Bunlar birbiriyle ilişkilidir. «Yol», bu Bir’liği fark etmektir. «Yol»un insana egemen olması için insanın içinde Aydınlığı ve Karanlığı uzlaştırması gerekir.

 

Astroloji, Doğum Haritası Analizi yöntemiyle insanın bu uzlaştırmayı başarmasını amaçlar.

 

Astroloji de Çin mistisizmi gibi insan ile evrenin «Bir» olduğu aksiyomuna dayanır. 

 

Hermes Trismegistus’un Zümrüt Tablet’te dediği gibi «Yukarıda ne varsa, Aşağıda da o vardır.»

 

Evrenin bütününde ne oluyorsa, bir parçasında da o olmaktadır.

 

Bu sebeple, bir insan doğup ilk nefesini çektiği anda, makrokozmosta, yani gökyüzünde ne oluyorsa, mikrokozmosta, yani insanın kendisinde de, o olmaktadır.

 

Astroloji bu ilkeye dayanır.

 

Bireyin doğduğu anda, gezegenlerin, Güneş’in ve Ay’ın o ana özel konumlanışı bir bilgi içermektedir. Gökyüzünün bu bilgisi, bireyin bilgisidir.

 

Çünkü makrokozmos mikrokozmostur ve mikrokozmos makrakozmostur.

 

Yukarıda ne varsa, aşağıda da o vardır.

 

İnsan, evrenin bir minyatürüdür.

 

İnsan, doğup ilk nefesini çektiği anda gökyüzündeki gezegenlerin, Güneş’in ve Ay’ın o ana özel konumlanışının bir minyatürüdür.

 

İnsan, gökyüzündeki gezegenleri, Güneş’i ve Ay’ı içinde taşır.

 

Spesifik olarak, belli bir insan, kendi doğduğu andaki gezegenlerin, Güneş’in ve Ay’ın o tarihte, o saat, dakika ve saniyede ve o lokasyondaki  konumlanışını içinde taşır.

 

Bu, o insana özel bir konumlanıştır ve o insan hakkında bilgi taşır.

 

İnsan ve evren, iç ve dış dünyalar gibi birbiriyle ilişkilidir.

 

İnsan, mikrokozmostur.

Evren, makrokozmostur.

 

Bu nedenle, insan tüm evrensel olaylara doğal olarak katılır. Gökyüzündeki gezegenlerin, Güneş’in ve Ay’ın hareketine, döngüsüne ve konumlanışına da bu doğallıkla katılır. Dıştan olduğu gibi içten de onlarla iç içedir. Gezegenler, Güneş ve Ay onun «içi» hakkında bilgi taşır, döngüleriyle onun «içinin titreşimlerine» lisan olur.

 

Evrenle bu birliğini fark eden insana, «Yol» egemen olur.

 

Doğum Haritasını tanıyan, böylece kendini tanıyan insana «Yol» egemen olur.

 

Bölünmez bir bütün olan «Yol», çelişen iki gerçeklik ilkesi olan Karanlık ile Aydınlıktır.

Yin ile Yang’tır. Amaç, bu karşıtları uzlaştırmaktır.

 

Doğum Haritası bölünmez bir bütün olarak, danışanın çelişen tüm karşıtlıklarını içerir. Doğum Haritasındaki bilinçli ve bilinçdışı unsurlar, danışanın Aydınlık ve Karanlık yönlerini ifade eder. Doğum Haritası Danışmanlığının amacı, bu karşıtları uzlaştırmaktır. Böylece danışan, karanlık yönlerini bilince çıkarır, kabul eder,  bütünler. Doğum Haritasını bütünler, «Bütün İnsan» olur. Birey olur.

-•—•-•-•—•-

Jung, bireyleşme sürecinin çetin deneyiminden geçen insanı, «yatağını bulmuş bir ırmağa» benzetir.

 

Bireyleşme süreci sayesinde «kişilik, özgürlüğüne, sağlığına kavuşturulmuş ve dönüşüme uğramıştır. Kelimenin tam anlamıyla birey olmuştur.»

 

Astrolojinin amacı bireyleşme sürecinin başarılmasıdır.

 

Elbette tek bir Doğum Haritası Danışmanlığı, bireyleşme sürecinin tamamlanması iddiasında bulunamaz.

 

Böyle bir iddia, daha ziyade, bir bireyin ömrü boyunca sürecek Astroloji yolculuğuna çıkmasının iddiası olabilir.

 

İnsan, bir ömür boyunca, Doğum Haritasını anlamaya çalışarak, kendi bilinçli ve bilinçdışı unsurlarıyla tanışmaya gönüllülük göstererek, Karanlık yönleriyle yüzleşerek, onları kabul ederek, onlarla bilinçli olarak çalışarak ve onları kişiliğine bütünleyerek, bireyleşme sürecini tamamlayabilir.

 

Doğum Haritasını bütünler.

 

Bunu tamamladığında kişilik, özgürlüğüne kavuşur.

 

İnsan, kendini bilir.

 

Kişilik, sağlığına kavuşur.

 

İnsan, bilinçli ve bilinçdışı yönlerini uzlaştırarak sağlıklı yaşar.

 

Kişilik, dönüşüme uğramıştır.

 

İnsan, artık bütün insandır. Olgundur. «Yol»a çıktığındaki insan değildir. Artık dönüşmüştür.

 

Kelimenin tam anlamıyla birey olmuştur.

 

Astrolojinin amacı insanın birey olmasıdır.

 

Doğum Haritasını bütünlemenin amacı, birey olmaktır.

 

Efe Erten, 22 Eylül 2020, İstanbul

 

Mandala: «Kırmızı Kitap», imge 121, C.G.Jung

 

Kaynakça

 

Fordham, Frieda. Jung Psikolojisinin Ana Hatları. Say Yayınları, 2019

 

İlhan, Barış, Astroloji Dersleri, İlhan Yayınevi, 2004

 

Jung, Carl Gustav. 6 Psychologische Typen. H.G. Baynes, Princton University Press, 1976

 

Jung, Carl Gustav. Analitik Psikoloji Sözlüğü. Pinhan Yayınları, 2016

© 2020 by Efe Erten Astrolojik Danışmanlık. 

  • w-facebook
  • Twitter Clean
  • Beyaz Instagram Simge
  • Beyaz YouTube Simgesi
  • Beyaz Blogger Simge

 / Istanbul, Turkey