12.evde Güneş ve “Kahramanın Doğuş Miti”

Astrolojide Güneş’in 12.evde bulunması, kişinin kendi kimliğini, kendi özünü bulmakta ve ifade etmekte zorluk çektiğini gösterir. Kişinin, egosu ve kendini ifadesi gizlenmiştir. Güven eksikliği vardır. 12.evdeki Güneş, ego komplekslerine işaret edebilir. Narsistik problemler, gizli bir önemsenme, görülme ve farkedilme ihtiyacı söz konusudur. Duygusal blokajların kaynağı babayla ilişkideki sorunlardır. Babayla ilişkinin çözümlenmesi gerekir. Güneş babayı sembolize ettiği için, kişinin kendi babası da kimliğini, özünü ifade edemeyen; bu sebeple çocuğa model teşkil edemeyen biri olabilir. Hatta araştırıldığında babayla dede arasında da aynı sorun gözlemlenebilir. Barış İlhan, Neptün Seminerinde sorunun sülalede olabileceğini belirtir ve 12.evde Güneş’i bulunan kişinin görevi “sülaledeki bu zinciri kırmaktır.”

Yani, Güneş’i 12.evde olan kişinin “babasını kendi Güneş’ini (kimliğini) ifade edemeyen bir baba büyütmüştür. O babayı da, kendi Güneş’ini (kimliğini) ifade edemeyen bir baba büyütmüştür. Bu şekilde zincir o kişiye kadar gelmiştir.” Şimdi bu kişinin görevi kendi Güneş’ini ifade etmektir. Sülaleden gelen zinciri kırması gerekir.

Bunun için öncelikle “Babanın çocukuluğunu araştırmak,” babanın “kendi babasıyla ilişkisini araştırmak” gerekir. Ancak, kişi sadece kendi babası ve dedesiyle sınırlı kalmamalıdır. Tüm insanlık tarihindeki kimliğnı bulma, ifade etme ve baba teması incelenmelidir; çünkü Barış İlhan’ın belirttiği gibi, 12.ev “kolektif bilinçdışının temsil edildiği yerdir.” Bu yüzden, bu kimliğini ifade edememe ve özünü bulamama problemini “insanlığının başlangıcına kadar izlemek gerekir.” Yani 12.evde Güneş’e sahip insan sadece kendini, babasını, dedesini değil, tüm insanlık için Güneş’in ne demek olduğunu, Güneş arketipinin ne anlama geldiğini araştırmalıdır. Kişinin “en eski Güneş arketiplerinden yola çıkarak konuya geniş kapsamlı bakması” gerekir.

Bu açıdan, “Kahramanın Doğuş Miti”ni incelemek, insanlık için Güneş (Ego) arketipinin ne anlama geldiğini en eski kaynaklara kadar izleyebilmemizi sağlar.

Freud’un öğrencisi Psikanalist Otto Rank, “Kahramanın Doğuş Miti” eserinde, çeşitli mitolojik kahramanların doğuşunu ve ebeveynlerinden bağımsızlaşma sürecini psikolojik olarak yorumlamıştır.

Eserde Sargon, Musa, Karna, Oedipus, Paris, Telephus, Perseus, Gılgamış, Kiros, Tristan, Romulus, Herkül, İsa, Siegfried ve Lohengrin mitlerinde kahramanların ebeveynleriyle ilişkisi psikanalitik yöntemle incelenmiştir.

Bu mitlerde bazı tekrar eden motifler bulunur: Kahraman Kralın oğludur. Bir rüya veya kehanet, doğuşuyla ilgili bir uyarıda bulunur, bu genelde babaya bir tehdittir. Kahraman doğumundan sonra bir kutunun içinde suya bırakılır. Hayvanlar veya alt sınıftan bir yeni ebeveyn tarafından büyütülür. Sonra gerçek ailesini tekrar bulur. Babasından intikamını alır. Kendisini kanıtlar. Sonunda onurunu kazanır.

Burada çocuğu doğumunda terk eden kraliyet mensubu aile ve sonradan çocuğu bulup büyüten alt sınıf aile aslında psikolojik olarak aynıdır, bu parçalanma çocuğun ebeveyn algısındaki iki kutbu yansıtır. Mitlerde pek çok karakter yer alsa da, aslında mitler üç kişiliktir: Kahraman ve ebeveynleri. Çocuğun suya bırakılması “doğumu”, kutu ise “ana rahmini” sembolize eder. Bu mitlerde tekrar eden olgu, çocuğun psikoseksüel gelişimindeki Oedipus karmaşasının, yansıtma ve ayrıştırma mekanizmalarıyla tekrar üretimidir.

Bu mitlerde görülen ortak temalara bakarsak: “Kahramanın anne babasıyla olan normal ilişkilerinin tüm bu mitlerde sürekli bozulduğu görülür.” “Kahramanın ailesini reddetmesi belli bir zorunluluk gibi görünür.” Aslında tüm bu mitsel kurgunun temeli, çocuğun hayal gücünde bulunur. Burada asıl kahraman Ego’dur. Mitlerde ele alınan Ego’nun gelişim sürecidir. Kahramanın doğuş miti bir büyüme hikayesidir.

Otto Rank Çocuk egosuyla mit kahramanını karşılaştırmak gerektiğini söyler. “Mit sürekli anne babadan kurtulma çabası gösterir ve aynı istek kendi kişisel bağımsızlığını kurmaya çalışırken çocuğun fantazilerinde de ortaya çıkar. Çocuğun egosu bu bakımdan mitin kahramanı gibi davranır. Aslında kahraman her zaman tüm mükemmelliklerle donatılmış kolektif bir ego olarak yorumlanmalıdır.” Bu açıklama uygarlıkların, bireyin büyüme sürecini kolektif olarak, ağızdan ağıza, nesilden nesile aktardıkları mitlere incelikle işlediklerini gösterir. İnsan yavrusunun ana rahminden çıkıp belli aşamalardan geçtikten sonra kendi ayakları üzerinde duran, kendi kimliğini oluşturan ve ifade eden bağımsız bir bireye dönüşmesi, yani büyümesi bu mitlerin özüdür.

Otto Rank büyümenin önemini şöyle aktarır: “Büyüyen bireyin ebeveynlerin otoritesinden çıkması evrimin en gerekli ama aynı zamanda en sancılı başarılarındandır. Bu otoriteden çıkmanın gerçekleşmesi kesinlikle gereklidir. Tüm normal yetişkin bireylerin bunu belli bir boyuta kadar başardığı varsayılabilir. Sosyal gelişme aslında iki neslin arasındaki bu zıtlığa dayanmaktadır.”

Uygarlıkların gelişimi için çok önemli olan bu büyüme süreci, mitler aracalığıyla toplumsal hafızaya depolanmıştır. Mitler yetişkinler tarafından “tersine dönen çocukluk fantezileri” vasıtasıyla yaratılır. “Kahramana mit yaratıcısının kişisel çocukluk anıları verilir. Bu arada tüm bu sürecin eğilimi, halkın bireylerinin babaya karşı, kendi çocukluk isyanlarının bahanesidir.” Mitde hem babaya isyan hem de sevgi dolu hisler aynı anda gösterilir. “Bu yüzden mitler iki zıt nedenden kaynaklanır, ikisi de bireyin kahraman üzerinden haklılığını kanıtlama güdüsüne bağlıdır: bir taraftan ebeveynlere karşı sevgi ve minnet, diğer taraftan babaya karşı isyan.” Ancak mitlerde çocuğun babaya isyanının, anneye duyulan çekimden kaynaklandığı belirtilmez. Oedipus karmaşası gizlenmiştir. Bu gizem, suya bırakılmanın doğmak, sepetin ise ana rahmi anlamında geldiği cinsellik/üreme sembolleri aracılığıyla çözülür.

Mitleri çocuksu ego gelişimiyle bağlantılandıran psikolojik faktör, onları aynı şekilde akıl hastalıklarıyla da bağlar. Paranoyakların kuruntusal sistemleri, mitlerle pek çok benzerlik taşır. Mit paranoyak bir yapıdır. Paranoyaklar gibi histerik ve sapkın fanteziler ile anarşist tip de mitle benzerlik taşır. “Kahramanın kendisi, ebeveynlerinden ayrılmasıyla gösterildiği gibi, hayat yolculuğuna yaşlı nesle zıt bir şekilde başlar; aynı anda hem isyancı hem yenilikçi hem de devrimcidir. Her devrimci aslında asi bir oğul, babaya karşı bir isyancıdır.” Bu isyan temasının cinsel içeriği (Oedipus Kompleksi ve Kastrasyon Endişesi) babasını hadım eden Kronos, ve yine babasını deviren Zeus mitlerinde görülür.

En eski mitlerde kahraman arketipine, anne arketipine, baba arketipine, ebeveyn ilişkisine yüklenen anlamlar, kolektif bilinçdışında bu kavramlarla ilgili ne gibi içerikler depolandığı konusunda bize ipucu vermektedir. 12.evde Güneş’i bulunan kişiler, bu kahraman mitlerini kendileri okuyup, bu büyüme süreciyle ilgili kendi anlamlarını çıkarmalılar. Kolektif bilinçdışının bu imgeleriyle kurulacak yakın temaslar, kişiyi kendi kimliğini bulma, kendi özünü keşfetme yolculuğunda tüm insanlığın birikiminin ışığıyla aydınlatacaktır. Bu şekilde kendi kimliğini ifade etmek için büyük bir özgüven oluşturulabilir. Kahramanın doğuşu mitindeki arketipleri derinlemesine kavramak, kişiye kendi babası, dedesi, büyük büyük dedesi ve en nihayetinde tüm insanlık nezdinde kimliğini bulma ve ifade etme hususunda çok kıymetli bilgiler verecektir.

Tablo: “The finding of Moses”, 1904, Lawrence Alma-Tadema

Kaynakça

İlhan, Barış, Astroloji Dersleri, İlhan Yayınevi, 2004

İlhan, Barış, Neptün- 12. Ev.- Balık, 9 Haziran 2002

Rank, Otto, Kahramanın Doğuş Miti: Mitolojinin Psikolojik Yorumu, Pinhan Yayıncılık, 2016

© 2020 by Efe Erten Astrolojik Danışmanlık. 

  • w-facebook
  • Twitter Clean
  • Beyaz Instagram Simge
  • Beyaz YouTube Simgesi
  • Beyaz Blogger Simge

 / Istanbul, Turkey